Panik Bozukluk Tedavisini Güçleştiren 5 Önemli Gerçek

Panik bozukluğun çözümünü zorlaştıran 5 önemli gerçek nedir?

Panik atak sorunlarını bir süredir yaşıyorsan bu sorun senin moralini bozuyor olabilir.

Belki de çaresiz hissetmeye başladın.

Özellikle bu sorunu uzun yıllardır yaşıyorsan sanki kaderinmiş gibi düşünebilirsin.

“Bu sorun hep mi devam edecek?” 

Ya da belki de yakınında bu sorunu yıllardır yaşayan biri var.

Bu şekilde bakıldığında çok zor bir durum.

Ama aslında durum böyle değil.

Panik atak kesinlikle çözümlenebilir bir sorun.

Ama ne oluyor da insan bunun farkına varamıyor ya da uzmanlardan destek almasına rağmen bu sorun bir türlü çözümlenemiyor?

Bu yazıda özellikle 5 gerçek üzerinden bu önemli konuyu ele aldım.

Eğer kendinde ya da bir yakınında panik atak sorunu varsa 5 maddeyi de okumanı öneririm çünkü bunları tam olarak öğrendiğinde konuya bakış açın daha farklı olabilir.

1. Doğru Bilgileri Almamak

Panik atak çözümünü zorlaştıran ilk etken; bu konuda doğru bilgileri almamak.

Diğer sorunlarla karşılaştırdığımızda sadece panik bozuklukla ilgili yanlış bilgilere sahip olmak nedeniyle negatif düşünceler ön plana geliyor ve paniklemeye başlıyorsun.

Panikledikçe de bu sorun giderek büyüyor.

İnternetten ya da bu sorunları yaşadığın kişilerden duyduğun birçok yanlış bilgi var.

Ben de deneyimlerini paylaştıkları forumlara ya da sosyal medya hesaplarına göz gezdirdiğimde çoğu zaman gördüğüm; bu yazıda paylaştığım bilgilerin neredeyse tamamından habersiz olduklarıdır.

Bu habersiz oldukları ve ihmal ettikleri konular nedeniyle de soruna çok yanlış pencereden bakıyorlar.

Dolayısıyla da bu konular nedeniyle panik bozukluğun çözümü konusunda yanlış yoldan ilerliyorlar ve bir türlü çözemiyorlar.

2. 3 Alışkanlıktan Habersiz Olmak

2. önemli etken; panik bozukluğu sürdüren 3 alışkanlığı uygulamaya devam ediyor olmaları, bunlardan habersiz olmaları.

Bu 3 alışkanlık; bedene odaklanmak, kaçınmak ve önlem almak.

Bu konuyla alakalı özel bir yazı hazırlamıştım o yüzden burada çok fazla detaya girmeyeceğim.

Ama özellikle bir alışkanlık çok fazla ön plana geliyor.

Yanlış bilinen bir şey; nefes egzersizleri

Nefes egzersizini eğer panik atağı geçirmek için bir ilk yardım unsuru gibi kullanırsan bu aslında kısır döngüyü devam ettirir.

Çünkü nefes egzersizi bir önlem alma davranışıdır.

Önlem alma alışkanlığıyla baktığında panik bozukluk sorunu gözünde büyümeye devam eder.

Dediğim gibi bunu daha iyi anlamak istersen ilgili yazıyı okuyabilirsin.

3. Kısır Döngünün Farkında Olmamak

Panik bozukluğun çözümünü zorlaştıran 3. etken de; kısır döngünün farkında olmamak.

Panik atak sorununu panik bozukluk haline getiren ve bu sorunu kronikleştiren en önemli neden bir kısır döngü içine giriyor olmak.

Kısır döngüyü kısaca anlatacak olursam; bedeninde belli hisler hissedersin.

Bu hisleri negatif düşünceye yorarsın.

Bu negatif düşünceler, korkutucu düşünceler nedeniyle beynin alarm verir.

Alarm vermesi nedeniyle giderek o gerginlik hali büyüyüp panik atağa dönüşebilir.

Panik ataktan sonra da tedbir, önlem amacıyla 3 alışkanlığı uygulamaya başlarsın.

Bu da seni bir kısır döngü içine sokar.

Eğer bu büyük resmi görmüyorsan ya da kısır döngü içine girdiğinde kendini bundan çıkarmıyorsan, gerekenleri yapmıyorsan panik bozukluk peşini bırakmayacak demektir.

Bir nevi şuna benzer;

Bir ateş var ve bu ateş söndürmek istiyorsun.

Ateşin üzerine su serpiyorsun ama diğer taraftan da benzin serpiyorsun.

O yüzden de bir şekilde bu sorun göz önünde olmaya devam eder.

Ateş bazen az bazen çoktur.

4. Kaygı Durumunu Hastalık Olarak Görmek

Panik bozukluk sorununun çözümünü güçleştiren 4. önemli etken de; bu konuyu, kaygıları hastalık olarak görmek ve bunu “tedavi etmeye çalışmaktır.”

Buradaki bu kelimeler özellikle önemli.

Bazı uzmanların aksine ben yardım almayı “tedavi etmek” olarak kullanmayı tercih etmiyorum çünkü bizi yanlış yerlere götürebiliyor.

Bu açıdan baktığımızda özellikle de ilaç da kullanıyorsan şöyle bir durum içine giriyorsun;

“Ben doktora gidiyorum, sahip olduğum bir hastalık var. Bu hastalığımla ilgili doktor bir teşhis koyuyor ve ilaç yazıyor. Ben bu ilacı kullanacağım ve bu sorun ortadan kalkacak.” 

Böyle bir mantaliteyle yaklaştığında görüyorsun ki bu sorun çözülmüyor; ilaç kullanıyorsun ama bir türlü çözülmüyor.

O zaman da tabii ki geriye dönüp “Bu hastalık zor bir şeymiş, çözülmüyor. Başka uzmana da gittim, farklı ilaç da denedim ama yine bu sorunlar devam ediyor.” şeklinde bakarsın ve moralin gerçekten bozulur.

Halbuki burada gözden kaçırılan, görmezden gelinen noktaları düşündüğümüzde -yukarıdaki etkenler de dahil olmak üzere- “Panik atak nasıl çözülür, kısır döngü nedir, korku mekanizması, amigdala tepkisi nedir?” gibi sorulardan habersizsen ve bunu bir beyin hastalığı gibi görüp tedaviye muhtaç olduğunu hissediyorsan o noktada kendini çıkmaz içine sokarsın.

Ne yazık ki bu konuyla alakalı bazı uzmanların da önemli olan bilgileri verme konusunu ihmal ettiğini görebiliyoruz.

Özellikle de sadece ilaçla yardımcı olmaya çalışan, daha klasik tarzda çalışan bazı psikiyatristlerin ya da eğer devlet kurumunda kısıtlı zaman aralığında çalışan bir uzmana gittiysen süre içinde ihtiyaç duyduğun bilgiler yeterince anlatılmayabiliyor.

Bu gibi nedenlerden dolayı aslında sen öğrenmen gereken bilgileri öğrenmiyorsun ve bir şekilde ortada kalmış gibi hissediyorsun.

O zaman da tek yapman gereken sadece ilaç kullanmak gibi geliyor ya da direkt üzerine gitmek. 

Belki gittiğin uzman “Takma, üzerine git.” diyor ama belli noktaları bilmeden üzerine gitmek de kolay bir şey değil.

5. Panik Atakların Altındaki Etkenlerin Farkında Olmamak

Bu yazıda sana anlatacağım panik bozukluğun çözümünü zorlaştıran son etken de; panik ataklarla ilgili belli işaretlerin, altta yatan etkenlerin farkına varamamaktır.

Bir nevi bilinçdışında bastırdığın, görmezden geldiğin sorunlar diyebiliriz.

Burada sana sık gördüklerimizden birkaç örnek verdim.

(Yazdığım örnekler doğrudan panik atakla bağlantılı olmayan başka tür ama panik atağı tetikleyen tarzda sorunlar.)

Diyelim ki, eşinle ya da ailenle kurduğun ilişkinde bir şekilde yeterince duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığı, yeterince ilgi görmediğini hissediyorsun ve senin hislerinin göz ardı edilip senden çok fazla beklentileri var.

Bunalmış hissediyorsun.

Bunalmışlık hisleri insanı gerçekten çok çaresiz hissettirebiliyor.

O noktada bazı kişiler bilinçdışı düzeyde-farkında olmadan panik atak durumu içine girdiyse ve kısır döngü haline geldiyse panik bozukluk “hastalığına” sahip olmak onların hayatında bazı pozitif durumlar sağlayabiliyor.

Diğerleri ona daha anlayışlı yaklaşabiliyorlar. “Onun biraz sıkıntıları var, çok üzerine gitmeyelim.” diyebiliyorlar.

O zaman da daha önce yaşadığın bazı sorunlar rahatlayabiliyor.

Dediğim gibi bilinçli yaptığın bir şey değil.

Günün sonunda baktığında aslında bunun iyi geldiğini düşünüyorsun ve bilinçdışı düzeyde o hastalığa, hastalık etiketine bir nevi tutunma  durumu oluşuyor.

Halbuki hastalık demek yanlış.

O zaman kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmış oluyorsun.

Diğer bir önemli neden; eğer geçmişte işlenmemiş bir yasın varsa, sevdiğin birini kaybettiysen ve onun kaybıyla alakalı bazı duyguları yeterince sindirmediysen daha sonra hayatında bir şekilde ölüm konusunu tetikleyen bir konuyla karşılaştığında bilinçdışı düzeyde yeterince işlenmemiş yas duyguları tetiklenebilir.

Bilinçli farkında olmayabilirsin ama duygular gelir.

O duygular bedensel belli hislere neden olur.

Bu bedensel hisler de işte seni huzursuz eder ve panik bozukluğu tetikleyen bir faktör haline gelebilir.

Yine travma perspektifiyle baktığımızda geçmişte işlenmemiş travmalar da panik atak için tetikleyici bir unsur olabiliyor.

Diyelim ki, çocukken denizde bir boğulma tehlikesi yaşadın ve o olayda yeterince teskin edilmedin.

Bu olay da işlenmemiş bir travma olarak kaldı.

Daha sonraki yaşamında belki boğulan bir çocuğun haberini izlediğinde geçmişte yaşadığın olay tetiklenebilir.

Oradaki duygular meydana çıkabilir.

Boğazında bir his hissedebilirsin.

O hisle birlikte nefes alamadığını düşünüp o panikle birlikte panik atağa dönüşebilir.

Sonra da bu panik atağa takılıp, bundan sıkıntı duyup “Ya tekrar olursa?” kaygısıyla bir kısır döngü içine girebilirsin.

3 alışkanlığı uygulamaya başlayabilirsin.

Bu da panik bozukluk haline gelebilir.

Burada bu travmanın da işlenmesi gerekiyor.

Yani sadece kısır döngüden kendini çıkarman, 3 alışkanlığı ortadan kaldırman kalıcı bir çözüm bulamamana neden olabilir.

Buraya kadar anlattığım 5 noktanın tamamının farkında olursan ve bu bilgileri uygulamaya dökersen, gerekenleri yaparsan, hastalık etiketiyle sorumluluğunun büyük kısmını başkasına vermezsen bu panik bozukluk sorunu tamamen çözülebilir.

Eğer bunları yaparsan kaygılanmanı gerektirecek bir durum kalmaz.

Konuyla ilgili düşünce ve görüşlerini yorumlar kısmına yazabilirsin.

Tekrar görüşmek üzere,

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

2 yanıt

  1. Hocam sizin sıkı takipçinizim.Çok güzel anlatmışsınız. Bende 7 senedir bu kabusla yaşıyorum.psikiyatriye gidiyorum 15 mg secita kullanıyorum. Bazen inanılmaz iyiyim bazende inanılmaz kötü şu son 2 aydır kabus.Çok yoruldum bu durumdan. Tek çözemediğim travmayı bulup çözmek nasıl olmalı yani diyelimki bulduk travma yaratan olayı, nasıl çalışmalıyım ne yapmalıyım. Travma işlenmesi ne demek?? Teşekkür ederim

  2. İlginiz için teşekkürler. Bu konuda travma video dizisindeki videoları izleyebilirsiniz. Oradaki videolarda detaylı bilgi verdim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir