Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Neden Bir Türlü Geçmez?

Obsesif-kompulsif bozukluk neden dirençli bir sorundur?

Obsesif kompulsif bozukluk en çok merak edilen ve internette en çok soru sorulan konulardan bir tanesidir.

Güncel, popüler televizyon dizilerinde de bu konuya yönelik bir ilginin arttığını görüyorum.

İnsanlar bir şekilde bu konuyu merak ediyorlar, daha çok bilgi almak istiyorlar.

Çözüm konusunda da ne gibi yollar izlenebileceği konusunda bir arayış içindeler.

Belki sen de yakınında ya da kendinde böyle bir soruna sahipsin ve bir şekilde internetten özellikle belli araştırmalar yaptın.

İnsanlar acaba neler yaşıyorlar?

Ne gibi deneyimleri var?

Eğer çözdülerse nasıl çözdüler? 

Bu konularda bilgi almak için belki de belli forumlara, sosyal medya hesaplarına göz gezdirdin.

Ve muhtemelen şu tür yorumlarla karşılaştın;

Bu sorun çok zor bir sorun.

Yıllardır ilaç kullanıyorum terapiye de gittim. Çözülmüyor.

Kendimi hala kötü hissediyorum.

Sanki hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor, gibi.

Bu yorumlar epeyce karamsar.

Bu konuya baktığımızda diğer birçok sorun türüne göre daha zor bir sorun olduğunu söyleyebilirim.

Ama özellikle bir terapist olarak bu kişilerin deneyimlerini internete girip okuduğumda birçok soru işaretinin olduğunu görüyorum.

O kişiler nasıl bir süreç yaşamışlar? 

Nasıl bir destek almışlar?

Bu noktaların genelde belirsiz olduğunu görüyorum.

Çoğu zamanda oradaki satır aralarına baktığımda birçok bilgi eksikliği olduğunu, yanlış noktalara odaklanıldığını görüyorum.

Dolayısıyla deneyimli bir terapist olarak bu yazıda obsesif kompulsif bozukluk konusunu ve ne gibi zorluklarının olduğunu 10 maddede genel olarak anlattım.

Böylece obsesif kompulsif bozukluğun kendine has ne gibi sıkıntıları olduğunu daha iyi anlayarak buna göre kendi çözüm arayışında daha uygun manevralar yapma şansın olabilir.

Bu şekilde zaten dirençli olan bu sorunu daha da zorlaştırmaman mümkün olabilir.

Obsesif kompulsif bozukluğun ülkemizde tahmini her 100 kişiden 2-3 tanesinde görüldüğü düşünülüyor.

Obsesif kompulsif bozukluğun adına baktığımızda obsesyon ve kompulsiyonlardan oluşan bir bozukluk olduğunu görüyoruz.

Bunlar teknik tabirler ama kısaca;

Obsesyon denilen şey takıntılı düşüncelerdir.

Bizim özellikleri ruminasyon dediğimiz tarzda -tekrar tekrar akla gelen, zorlayan, aklından çıkarmakta güçlük yaşadığın tarzda- rahatsız edici düşüncelerdir.

Bunlar nedir?

Kirleneceğim. 

Başıma bir felaket gelecek. 

Kontrolümü kaybedeceğim. 

Sevdiklerime zarar vereceğim yada kendime zarar vereceğim.

Günahkar olacağım, günah işleyeceğim. gibi belli rahatsız edici düşünceler buna eşlik ediyor. 

Normalde mantıklı olmayan, kendi benliğine aykırı ve gerçekten çok rahatsız edici tarzda düşüncelerden bahsediyoruz. 

Kompülsiyonlar ise zorlantılı davranışlardır.

Bir şekilde yapmak zorunda hissettiğin tarzda takıntılı davranışlardır.

Ellerini fazla miktarda yıkamak.

Fazla düzenli olmak, simetriye çok dikkat etmek.

Evden çıkarken kapıyı, bacayı kontrol etmek gibi.

Aklına gelen belli rahatsız edici düşünceler olduğunda içinden tekerlemeler söylemek, sayılar saymak gibi ekstra önlemler, belli davranışlardır.

Bunların amacı aslında obsesyonları rahatlatmak içindir.

Çünkü oldukça rahatsız edici düşünceler olan obsesyonlarla yaşamak gerçekten zor.

Bunu bir şekilde rahatlatmak, bu düşüncelere bir çözüm bulmak gerekiyor.

Kompulsiyonlar da o an bir savunma mekanizması olarak kendini rahatlatma işlevi yapıyor.

Çok basit bir örnek verecek olursam;

”Mikrop bulaşacak bana, hasta olacağım, öleceğim.” gibi korkun varsa burada kompulsif davranış ne oluyor?

Elini yıkamak, hem de bolca yıkamak.

En ufak bir mikrop tanesi bile kalmayıncaya kadar yıkamak…

Tamamen temizlensin diye bu sefer ne yapıyorsun? 

Çok fazla yapıyorsun.

Bunlara, çok fazla yaptığında ve esnek olmayan katı bir şekilde çok fazla zaman ayırdığında kompulsif davranışlar diyoruz.

Burada önemli bir noktada uyarmak istiyorum:

Tekrarlı bir şekilde yapmak zorunda hissettiğin tarzda her düşünceye, davranışa, aklına gelen her şeye obsesif kompulsif bozukluk diyemeyiz.

Mesela bir örnek vereyim;

Pandemi dönemindeyken hepimiz hijyene, temizliğe, hastalık kapma korkusu ile birlikte ekstra özen gösterir hale geldik.

Önceki zamanlara göre çok daha titiz bir şekilde bu konuya dikkat ediyoruz.

Bir şekilde hastalık kapma riski ile karşı karşıya olduğumuz bir durum içine girdiysek, bu bizim kontrolümüz dışında olmadan, birinin bize sosyal bir alanda fazla yaklaştığında ya da hapşırdığında, bir yerlere dokunurken ekstra hassas olabiliyoruz.

Bazen insanın aklına şu gelebiliyor;

”Ya ben obsesif kompülsif biri mi oldum acaba? Fazla kaygılı oluyorum, temkinli oluyorum.” Şimdi pandemi döneminde bir şekilde ekstra hassas ve özenli dikkatli olmak gerekiyor.

Bu bir gereklilik.

Bu sadece sana has bir şey değil.

Hepimizin dikkat etmesi gereken bir şey olduğu için buna obsesif kompulsif bozukluk diyemeyiz.

Çünkü pandemi şartları ortadan kalkınca, bu sorun kontrol altına alınmaya başlanınca o zaman daha rahatlamaya başlayacağız.

Bu derece önlemleri bu yoğunlukta almayacağız.

Ama obsesif kompulsif bozukluğu olan birisi mantıklı bir gerekçe olmamasına rağmen bu önlemleri almaya devam eder.

Obsesif kompulsif bozukluğun diğer bir çok sorun türüne göre kendine has belli zorlukları olduğunu söylemiştim.

Genelde de bu zorluklar gözden kaçırılıyor.

Bunun nedenleri gözden kaçırıldığı için de çoğu zaman dirençli bir sorun olarak çözümlenmesinin daha güç olduğunu görüyoruz.

1. Kısır Döngü

Daha derli toplu bir şekilde büyük resmi görebilmen açısından 10 tane madde üzerinden anlattığım nedenlerden ilki; kısır döngüdür.

Obsesif kompulsif bozukluğun kendi içinde özel bir kısır döngüsü vardır.

Bir şekilde kendini tekrar tekrar aynı durum içinde görürsün.

Aklına obsesif bir düşünce gelir.

Sonra bu sana bir rahatsızlık verir. 

Bu rahatsızlığı hissedince kompresif bir davranışla o rahatsızlığını gidermeye çalışırsın ve sonra arkasından bir rahatlama gelir.

Bu rahatlama da sana aslında gizli bir şekilde şunu söyler. ”Bak bir daha kendini kötü hissedersen aynı şekilde kompülsif davranış içine girebilirsin.’

Kendine bu kelimeleri kullanmıyorsun belki ama bilinç dışı düzeyde bunu öğreniyorsun.

Bu bir alışkanlık haline geliyor ve tekrar tekrar bunu yapıyorsun.

Tekrar tekrar yaptığın için bir pekiştireç gibi bu davranışların kalıcı şekilde öğrenilmesine neden oluyor.

Daha sonrasında değiştirmekte oldukça zorlanabileceğin güçlü bir alışkanlık geliştiriyorsun.

Mesela, temizlik takıntıları olan birisi her gün birçok kez yaparak, günün önemli bir kısmını bununla geçirince o kısır döngüden o kadar fazla geçiyor ki bu bir kalıp haline geliyor.

Bu şekilde güç bir problem haline geliyor.

2. Travma Geçmişi

Obsesif kompulsif bozukluğu zorlaştıran önemli nedenlerden biri de travma geçmişidir.

Çoğu zaman bu travma geçmişine yeterince zaman ve enerji harcanmıyor.

Geçmişe baktığımızda çoğu zaman baskıcı bir ebeveyn ile yetişmiş, büyümüş olmak, duygusal ihmal, istismar, suçluluk, utanç duygusu, bir şekilde yetersizlik hislerini, güvensizlik isteğini tetikleyebilecek tarzda deneyimler özellikle takıntılı tarzdaki düşünce ve davranışlarla bağlantılı olabiliyor.

Özellikle de kişinin katı bir kişilik içine girmesi önemli.

Bir şekilde bu kompulsif davranışlar da kişiyi yönlendirebilecek şekilde özellikle suçluluk, utanç duygusu ile birlikte bu konulara ekstra zaman harcamasına neden olabiliyor.

Sadece travmalara bağlayamıyorum ama çoğu zaman gördüğüm özellikle dirençli OKB’lerde bu travma geçmişine pek odaklanılmamış, sadece tespit edilmiş ama bu konuda belli çalışmalar yapılmamış olmasıdır.

Obsesif kompulsif bozukluk için gerekli olan müdahalelere travma terapisini de eklediğimizde biraz daha verimli bir şekilde sonuçlar alabildiğimiz görüyoruz. 

Ya da en azından obsesif kompulsif bozukluğu giderek şiddetlendiren, diğer paralel sorunları biraz rahatlatmış oluyoruz.

Onların rahatlaması da obsesif kompulsif bozukluğun biraz daha rahatlamasını sağlayabiliyor.

3.Biyolojik Etkenler

Obsesif kompulsif bozukluğun dirençli bir sorun olmasında önemli nedenlerden biri de; bu sorunun belli biyolojik faktörlerle de bağlantılı olabileceğine yönelik bir durum olmasıdır.

(Şizofreni, bipolar gibi ciddi psikiyatrik hastalıkları kenarda tutuyorum.)

Obsesif kompulsif bozuklukta biyolojik etkenler kaygı, depresif ruh hali gibi sorunlara göre biraz daha ön plandadır.

Obsesif kompulsif bozuklukta özellikle yapılan çalışmalara göre bazı bulgulara erişilmiş.

Bunlardan bir tanesi; obsesif düşünceler geldiğinde beyindeki nöron ağları arasındaki bağlantılarda bazen güçlükler olabildiğine yöneliktir.

Bunun dışında beynin rahatlaması ve güvenlik ipuçlarını alma ile alakalı bazı bölgelerinde belli sorunlar olabileceğine yönelik bazı güncel çalışmalar da var.

Daha doğrusu bu soruna sahip olan kişiler rahatlamakta daha zorluk yaşıyor.

Kendilerini güvende ve rahat hissetmelerini sağlayan, beyindeki belli bölgelerin yeterince hızlı aktive olamadığına yönelik devam eden belli çalışmalar var.

Beyinle alakalı birçok bilgimiz eksik.

Dolayısıyla obsesif kompülsif bozuklukta da beyinde neler olduğu konusunda çalışmalar daha çok yüzeysel düzeyde.

Daha da derinlikli bir şekilde çalışmak gerekiyor.

Henüz tam olarak bilinmediğini söyleyebilirim.

Bunun yanında biyolojik destek olan ilaçlar da obsesif kompulsif bozuklukta gerçekten faydalı olabiliyor ama ilaçların da tıkandığı, etki edemediği noktalar olabiliyor.

Çünkü obsesif kompülsif bozukluk sadece biyolojik bir sorun değil ama biyolojik kökenleri de var. 

Dolayısıyla ilaçlar kullanıldığında da oldukça yüksek dozda ilaçlar kullanmak gerekebiliyor.

4. Çevresel Etkenler

Obsesif kompulsif bozukluğu zorlaştıran önemli nedenlerden bir tanesi de çevresel etkenler.

Bu tarz sorunları yaşayan kişilerin ailesinde çoğu zaman benzer özelliklere sahip hatta obsesif-kompulsif bozukluk tanısı alabilecek düzeyde sıkıntıları olan anne-baba gibi belli yakınlarının olduğunu görüyoruz.

Böyle bir çevrede hala kişi yaşamaya devam ediyorsa aynı ortam içinde bu sorunları pekiştiren, besleyen tarzda durumlar gündeme gelebilir.

Çünkü ailesindeki bu kişi özellikle temizlik, düzen, titizlik konusunda yine kendisinden daha kompulsif davranışlarla hareket etmesini bekleyebilir.

Dolayısıyla bir şekilde ailedeki bu etkenler de mevcut sıkıntıların devamında önemli bir rol oynayabiliyor.

Obsesif kompulsif bozuklukta aile desteği de çok önemlidir.

Kişi bir şekilde belli sorunlarının, takıntıların üzerine gidiyorken ona destek olan hatta yardımcı terapist gibi ailesinden destek olan birisinin olması önemlidir.

Eğer destek olabilecek kişi tam tersi farkında olarak ya da olmayarak köstek oluyorsa o noktada  bu sorunu çözümlemek biraz daha zorlaşıyor.

5. Tam Yüzleşme Yapma Zorluğu

Obsesif kompulsif bozukluğu zorlaştıran önemli bir neden de; belirsizlik nedeniyle tam yüzleşmenin yapılamamasıdır.

Obsesif kompulsif bozuklukta en çok işe yarayan, en hızlı sonuç alınan müdahale yöntemlerinden biridir.

Ek olarak kaygı sorunlarında da yüzleşme ile birlikte anılan durumun üzerine gitmek en etkili yollardan biridir.

Ama özellikle bazı sorun ve bazı takıntı türlerinde tam olarak yüzleşmek mümkün olmayabiliyor.

Hatta birçok takıntı için de de bu geçerli olabilir.

Dolayısıyla da bir hayvan fobisi gibi diğer fobi türlerinde daha kolay bir şekilde o yüzleşme fırsatları yaratılabiliyorken, obsesif kompülsif bozuklukta bu biraz daha güçtür.

Bir örnek vereyim;

Diyelim ki depremden korkan birisi bunu yoğun bir obsesif düşünce halinde getirdi.

Obsesif düşünceler o kadar rahatsızlık verdiği için her gece uzun dua ritüelleri ile birlikte kompulsif belli davranışlar içine girdiğini düşünün.

Bunu normal dindar birisinin yapacağı duanın çok daha ötesinde kişinin yarım saat, bir saat boyunca her gün dua ettiğini düşünün. 

Bu şekilde dua ederek kendine ve yakınlarına zarar gelmemesini sağladığını düşünüyor.

Dua etmezse ya da bu konunun üzerine gidip dua etme süresini daha kısa bir zamana çekerse o noktada yeterince koruyucu olmayacağını ve kendinin ya da yakınlarının başına o deprem felaketinin geleceğini düşünüyor.

Sonuç olarak ne kadar güvenli bir binada olursak olalım yakınımız o an bir başka yerde olabilir ve o an deprem olabilir.

Dolayısıyla bir şekilde felaket başımıza gelebilir. 

Belirsiz bir durum var ve bunu garantileyemeyiz.

En azından şehir hayatında ölmeyeceğimizi ya da yakınımızın bir depremde kesin olarak ölmeyeceğini garantilemek çok zordur.

Dolayısıyla bir şekilde gündelik hayatımızda bunun gibi birçok riski de alıyoruz.

Önlemlerimizi alıyoruz ama önlemimizi aldıktan sonra olabilecek düşük bir olasılığı da kabullenmemiz gerekiyor. 

İşte obsesif kompulsif bozuklukta özellikle belirsizliğe karşı tolerans göstermek zor olduğu için ve bu kişiler için kontrol etmek önemli olduğu için bu kontrolü kompulsif davranışlarla çok öteye taşıyorlar.

O kontrolcülük çok önemli olduğu için yüzleşme çalışmaları da bu yüzden ekstra zor olabiliyor.

Tam bir yüzleşmeyi sağlamak güç oluyor.

6. Utanç Hissiyle Kendini Saklamak

Obsesif kompulsif bozukluğun dirençli bir sorun olmasında önemli bir neden de; utanç hissi nedeni ile bu düşüncelerin genelde saklanmasıdır.

Kişinin aklına o kadar rahatsız edici düşünceler geliyordur ki…

Yakınlarına zarar vermek ya da sapıkça düşünceler,

Dindar birisi ise Allah’a küfür etmek gibi belli düşünceler geliyorsa bunu diğer insanlarla paylaşmakta çok zorlanır.

O kadar zorlanır ki bunu gidip bir uzmana anlatmak bile zor gelebilir.

”Gittiğim kişi, uzman terapist bu şekilde benim hakkımda ne düşünür? Benimle dalga geçer mi?” gibi düşüncelerden dolayı gizleyebilir.

Bu gizlemeler nedeniyle de o sorunlarına müdahale etme, bunları çözümleme konusunda fırsat da ortadan kalkıyor.

Kişi bir uzmana gidebilir belki ama gittiğinde orada da tüm obsesyonlarını tüm kompulsif davranışlarını anlatmıyor olabilir.

Komik geleceğini düşünebilir.

Örneğin birinin kompulsif davranışını dua okuyup, evde dönerek tur atmak olduğunu düşünelim.

”Eğer bunu terapiste anlatırsam benim hakkımda ne düşünür acaba? Beni küçümser mi?” gibi bir düşünceyle kişi bunu gizliyorsa süreci sıkıntıya sokar.

7. Kişiliğin Bir Parçası Olarak Görmek

Obsesif kompulsif bozukluğun dirençli bir hale gelmesinde genelde gözden kaçırılan ama önemli olan bir nokta da; bu sorunu karakterin bir parçası olarak görmektir.

”Ben aslında sorunlu biri değilim. Daha doğrusu bende psikolojik bir hastalık yok. Bu titiz olmakla alakalı. Ben çok titizim, çok düzenliyim, çok temizim. En kötü senaryoları evet düşünüyorum ama bu benim gerçekçi olduğumu gösterir. Ve buna göre önlem alıyorum.” gibi düşünerek bunu karakterin bir parçası haline getirmek.

O noktada kişi farkında olmadığı için sorun daha dirençli bir hale geliyor.

Ya da bazı kişilerde enteresan şekilde bu bir övünç kaynağı haline gelebiliyor.

Kişi sahip olduğu takıntılı davranışları bir güç göstergesi olarak görebiliyor.

”Ben çok temizim, titizim, düzenliyim.”

Diyelim ki biriktirme takıntısı olan birisi aldığı eşyaları hiçbir zaman atmayan, onu biriktiren kişiler bunu; ”Ben anılarıma saygı duyuyorum. Özenliyim, değer veriyorum. Onların hepsi anılarım. O eşyaları atamam ben. Dolayısıyla ben özenli birisiyim.” gibi bir karakter, bir değer haline getiriyor.

Dolayısıyla böyle bir nokta olduğunda da bunları esnetmek çok zor oluyor.

Psikolojide ikincil kazanç denilen bir tanımlama vardır.

Kişiye zarar veriyor gibi olsa bile bir durum ondan bir şekilde alttan alta pozitif bir şeyler elde ediyordur.

O noktada obsesif kompulsif bozuklukta da belirli ikili kazançların olduğunu söyleyebiliriz.

8. Düşünceleri Kontrol Etme Çabası

Bu sorunu iyice katmerlendiren önemli noktalardan bir tanesi de obsesif düşünceleri akıldan kovmaya çalışmak, düşünmemeye çalışmaktır.

Bunu çok sık bir şekilde yapmaktır.

Sıkıntıdan sıkıntı duyma yazısında da ya da aşırı düşünme yazısında da uzun uzun anlattığım gibi düşünceleri bastırmaya çalışmak, düşünmemeye çalışmak bunları daha çok gündemde tutmaya neden oluyor.

Bu da kısır döngü devam ettiren bir unsur haline geliyor.

Hatta düşünmemeye çalışmak bir nevi kompulsif bir davranış oluyor.

Bu dışarıda yaptığın bir şey değil. 

İçsel dünyanda yaptığın bir davranış olarak da görülebilir. 

O yüzden bunu da gözden kaçırmamak lazım.

9. Başka Sorunların Eklenmesi

Obsesif kompulsif bozukluğu gerçekten güçleştiren ve daha da şiddetli hale getiren önemli noktalardan birisi de; yaşam kalitesinin giderek kısıtlanması ve başka paralel sorunların gündeme gelmeye başlamasıdır.

Örneğin özgüvensizlik.

Diğerleri, ”Takma. Niye böyle yapıyorsun?” der ve o da içten içe bir şekilde üstüne gidemediği takıntılarını bilir. 

Kişi takıntılarının kendisini hapsettiğini bilir ve bu da özgüvenini düşürür.

Beraberinde düzenli bir iş hayatı olmasını da bir noktadan sonra etkileyebilir. 

Ya da belli projelerde sorumluluk alması iş performansı anlamında da kişinin başarı düzeyini düşürebilir.

Bunun dışında ilişki sorunlarına neden olabilir.

Çünkü obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan biriyle yaşamak gerçekten zordur.

O kişinin de kendisi gibi hareket etmesini bekler ya da en azından kendisini engellemesini ister.

Bu da oldukça zor olabilir, özellikle temizlikte.

Depresyon çok sık görülen önemli bir şeydir.

Bu sorunlar kişiyi o kadar yer ki bir noktadan sonra diğer paralel sorunlarla da birlikte depresyona girebilir.

10. Çözüm Sürecinde Kararlı Olmamak

Obsesif kompulsif bozukluğu güçleştiren bu yazıda anlattığım son neden de; çözüm sürecinde yeterince kararlılıkla hareket etmemek, bu süreci yarıda bırakmaktır.

Yüzleşme çalışmalarında özellikle kararlılık çok önemlidir.

Yarıda bırakmadan neler planlandığıysa aynı şekilde devam etmek gerekir.

Eğer bir yerde yarım bırakma olursa o noktada beyin tam olarak öğrenemiyor ve o kısır döngü tekrar alışkanlıklarla birlikte kişiyi etkilemeye devam ediyor.

Dolayısıyla kararlılık aslında diğer sorun türlerinde de bu önemlidir ama obsesif kompulsif bozuklukta daha da önemlidir.

Çünkü bu sorunu yaşayan kişiler birçok uzmana gitmiş olabiliyor, birçok terapist değiştirmiş olabiliyor ve her birinin de yarım yarım olduğunu görebiliyoruz.

Belki birinde sonuna kadar kalsalar daha hızlı bir şekilde ilerleme şansı varken bir noktada pes edip, belki yüksek beklentilerle de birlikte hayal kırıklığına uğrayıp süreceğin yarım bırakıldığını da çoğu zaman görüyoruz.

Buraya kadar anlattığım bu 10 etken obsesif kompulsif bozukluğun dirençli bir hale gelmesinde oldukça önemlidir.

Dolayısıyla eğer kendinde ya da yakınında böyle bir sorun varsa ve bu sorunun daha etkili bir şekilde çözümlenmesini arzu ediyorsan bu 10 etken açısından şöyle bir değerlendirmeni öneririm.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken iki tane nokta var. 

Bunlardan bir tanesi; bu sorunu alevlendiren, güçleştiren, devam ettiren etkenlerin fark edilmemesi.

İkincisi de; sadece tespitte kalmamak, genelde böyle bir hata da oluyor.

Az çok tespit ediliyor ama müdahale edilmiyor.

Dolayısıyla ikinci dikkat edilmesi gereken şey de bunları tespit ettikten sonra bu konuda adımlar atmak.

O bilgileri kullanmak.

Çünkü kullanmadığın bir bilgi senin değildir ve hayatına bir etki etmez.

Dolayısıyla burada anlattığım noktaları az ya da çok kendinde görüyorsan ve böyle bir sorun yaşıyorsan o noktada gerekenleri yapmanı tavsiye ederim.

Bunları nasıl uygulamaya dökebilirsin konusunda tabi ki söylenebilecek birçok şey var.

Bu 10 maddenin her biri kendi içinde ayrı bir konuşma konusu olabilir.

Eğer bir terapistten destek alıyorsan bu konuyu direkt gündeme getirebilirsin.

Terapistin bir şekilde az çok bu etkenlerin zaten farkındadır ama belki bunun üzerinde kararlılıkla ve odaklanarak durma fırsatı belki olmamıştır.

O noktada sen de yönlendirebilirsin. 

Bunun dışında bu konuyla alakalı ‘‘Obsesif kompulsif bozukluğun çözümlenmesi sürecinde nelere dikkat etmek gerekir?” diye başka bir yazı da hazırlamıştım.

Bu yazı ile aslında tamamlayıcı bir şekilde o yazıyı da okumanı öneririm.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir Yanıt

  1. Eşim banyodan çıkamıyor. Defalarca gusül abdesti aliyor.Abdestim olmadı diyor banyoda cildiriyor.ben bakiyorum oldu diyerek zor çıkartıyorum. Kendine güvenemiyor yalniş aldim diyor,2 defa mi aldim,3defa mi aldim diyor. Cok eziyet çekiyoruz. Ne yapmalıyız. Iyi günler dilerim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir