Terapistler Terapi Desteği Alır Mı?

Terapistler de terapiye gider mi?

Terapistlerin hiç sıkıntı yaşamadığını, mükemmel bir hayatları olduğunu düşünebilirsin.

Hatta birkaç danışanım da terapi süreçlerindeyken şöyle bir şey söylemişlerdi;

”Ya hocam bence terapist olduğun için şanslısın. Bence hiç sıkıntı yaşamıyorsundur. Hayatın çok iyidir.” 

Halbuki durum hiç de öyle değil. 

Bizler de insanız. 

Bizim de belli bir geçmişimiz, bilinç dışımız var, mükemmel olmayan anne-babalarımız var, belli durumlar ve kontrolümüzde olmayan krizler yaşayabiliyoruz, sahip olduğumuz belli eksikliklerimiz, kusurlarımızı var.

Kendimizde geliştirmemiz, olgunlaştırmamız gereken noktalar var.

Bu yazıda sana bir terapist olarak bizlerin terapi desteği almasının faydalı olabileceği noktalardan bahsettim.

Özellikle ‘’Terapi almakta bize has-özel olabilecek noktalar nelerdir?’’ sorusunu cevaplandırmaya çalışacağım.

Beni belki bir meslektaşım olarak dinliyor olabilirsin. 

Bir psikoloji öğrencisi olup bu alanda yetişen birisi olabilirsin. 

Yeni terapist olmuş birisi olabilirsin veya bir meslektaşım değil ama bu konuyu merak ediyor olabilirsin. 

O yüzden eğer bu kişiler arasına giriyorsan bugün anlatacaklarım ilgini çekebilir. 

‘’Terzi kendi söküğünü dikemez’’ derler ya, işte bizim alanımızda da kendi söküğümüzü dikememek ayıp bir şey değildir. 

Destek almak bu işin doğasında olan ve destek alan kişinin aslında yetersiz bir pozisyonda olmadığı, tam tersine sorumluluk sahibi güçlü bir pozisyonda olduğu bir konudur. 

Öyle değilmiş gibi bakılıyor ama aslında böyledir.

Çünkü kendi hayatınla alakalı eğer bir uzmandan destek alıyorsan, bir terapiste başvurduysan bu şu anlama geliyor:

”Ben kendi hayatımda kendi mutluluğumun sorumluluğunu alıyorum. Bu konularda yapmam gerekenleri merak ediyorum. Kendimi daha iyi tanımak istiyorum. Kendimi tanıyıp, kendimdeki belli kusurlarımı, eksiklerimi telafi etmek istiyorum ve hayatımdaki keşkelerin sayısını azaltmak istiyorum. Şu anda gözümden kaçan şeyler neyse bunları fark etmek, bunları çözümlemek istiyorum. İlişkilerimde daha verimli, daha etkin, daha yeterli olmak istiyorum.” 

Şimdi bu ihtiyaçlar bir yetersizlik midir? Ayıplanacak bir şey midir? 

Hayır.

Aslında terapiye gitmek; ”Ben bunların sorumluluğunu alıyorum ve bu konuyu da en verimli şekilde yerine getirebilmek için bir destek almak istiyorum.” demektir. 

Terapiye gitmenin birçok faydası var; 

Farkındalığını artırmak, ileride karşılaşabileceğin durumlara karşı hazırlıklı olmak, kendini olgunlaştırmak, belli becerilerini geliştirmek gibi. 

Bunlarla alakalı eğer terapinin faydalarını merak ediyorsan, bu arada bir dipnot vereyim. Daha önce 10 tane yazıdan oluşan ”Psikoterapinin Faydaları” diye bir yazı dizisi hazırlamıştım.

Ne gibi faydaları olduğunu daha detaylı öğrenmek için bu yazı dizisini okuyabilirsin.

”Terapistlerin terapiye gitmesini gerektiren belli özel nedenler olabilir mi?” diye soracak olursak bunları birkaç madde üzerinden anlatabilirim. 

1. Bilgileri Özümsemek

Nedenlerden bir tanesi; sahip olduğumuz bilgileri özümsemek içindir. 

Sonuç olarak psikoloji ile, ilişkilerle, hayatla ilgili bilgi birikimimiz birçok insana göre biraz daha fazla olabiliyor. 

Sonuç olarak insan psikolojisi ile alakalı bir uzmanlık eğitimi alıyoruz.

Açıkçası bu bilgileri almak, ”Bu bilgilere ben sahibim ve hayatımda uygulayabiliyorum.” anlamına gelmiyor. 

Çünkü bunları zihinsel bir bilgi olarak alıyoruz.

Bu zihinsel bilgiyi duygularımızla da harmanlayıp güncel hayatımıza aktarabilme konusunda formal eğitimimiz bize doğrudan bir şey sağlamıyor. 

Dolayısıyla sahip olduğumuz bilgileri bir başkasına öğretip ona destek olabiliyorken kendi hayatımızda aynı şekilde destek olamayabiliriz. 

Çünkü bunlar farklı şeyler. 

Dolayısıyla bir terapistin terapiye gitmesinin faydalı olabileceği şeylerden biri de; sahip olduğu bilgileri daha verimli ve sağlıklı bir şekilde özümseyebilmesini sağlayabilmek içindir. 

2. Hayat Kalitesini Artırmak

Bir terapistin terapi desteği almasının önemli nedenlerinden bir tanesi de; yaşam kalitesi ile alakalı belli kısıtlılıklar varsa buraları çözümlemek içindir. 

Terapistlik kolay bir iş değildir.

Duygusal olarak gerçekten yorucu ve tüketici bir iş olabiliyor. 

Her ne kadar anlamlı bir tarafı olsa da bu işin yapılmasının kendi içinde, iç dinamiklerinde belli zorluklar olabiliyor.

Bu işi yapabilmek için gerçekten o anda tamamen şimdiki anda kalabilmek, danışanın bize söylediği her şeye kelimesi kelimesine dikkat edebilmek, hem onu bir taraftan etkili bir şekilde dinleyip hem de bir taraftan ona yardımcı olabilecek noktaları düşünmek lazım. 

Bütün bunları yapabilmek büyük bir zihinsel enerji, büyük bir çaba gerektiriyor. 

Yaptığımız şey bir sohbet değil.

Belli bir amaca göre belli özel nitelikler ile birlikte dinliyoruz ve ona göre belli müdahalelerde bulunuyoruz. 

Tüm bunları yapabilmek için gerekli olan enerji düzeyinin yüksek olması lazım. 

Eğer ki bir terapist kendi hayatında, ilişkilerinde, evliliğinde, arkadaş ilişkilerinde ya da kendi iç dünyasında geçmişi ile alakalı veya ailesi ile alakalı belli sorunlar yaşıyorsa, kendini yetersiz görüyorsa, değersiz görüyorsa, belki geçmişi ile alakalı suçluluk duyduğu bilinç dışı belli rahatsızlıkları, sıkıntıları varsa bu durumlar hayat kalitesini doğrudan kısıtlayacaktır. 

Yaşam kalitesi de verimsiz, kısıtlı olan terapistin de enerji düzeyi bundan doğrudan etkileneceği için bir terapist olarak danışanına da yeterince verimli şekilde yaklaşamayacaktır.

Eğer bu şekilde çalışmaya devam ederse de bir noktadan sonra tükenmişlik sendromu içine girebilir. 

Böylece bu işi yapmak gerçekten zor hale gelebilir. 

Böyle bir durumun oluşmaması için de terapistin bu konulara uyanık olup, gerektiğinde destek alması, kendi hayatı ile alakalı bazı sorunlarını çözümlemesi gerekir. 

3. Bilinç Dışı Süreçlerin Farkına Varmak

Terapist olarak bir terapistten destek almamızı gerektiren önemli nedenlerden biri de; kendi bilinç dışımızdaki belli şeyleri fark etmektir. 

Kendimizi daha iyi tanıyabilmektir. 

Bunu sadece teorik bilgilerimizle kendi içimize dönüp yapmamız o kadar kolay bir şey değil. 

Çünkü doğrudan baktığımızda kendimizde göremediğimiz, ulaşamadığımız bilinç dışımızda belli noktalar olabilir.

Eğer bu noktaların yeterince farkında olmazsak bu sadece kendi hayat kalitemizi azaltmakla kalmaz.

Aynı zamanda danışanla kurduğumuz terapi ilişkisinin verimliliğini de azaltabilir. 

Mesela karşı aktarım dediğimiz bir kavram var. 

Kendi yaşadığımız duygularımızı, ilişki dinamiklerimizi, bilinçdışımızı karşımızdaki danışanımıza aktarmak anlamındadır. 

O duyguları karşı tarafta görmek. 

Mesela bir terapist düşünelim. 

Sevgi ile başarı arasında içsel çatışması var. 

”Ben sevilebilir olmak ve onaylanabilmek için başarılı olmalıyım, yeterli olmalıyım, eleştirilmemeliyim, yargılanmamalıyım.” gibi bilinç dışı düzeyde bir kalıbı olduğunu düşünelim. 

Kendi ailesinde böyle öğrenmiş. 

Bu kalıbı da daha sonraki zamanlarda eğer işleyip sindirmediyse, çözümlemediyse, bu kalıbı esnetmediyse danışandan gelebilecek en ufak bir eleştiri etkiler. 

Mesela, ”Ben pek fayda sağlayamıyorum, iyi hissetmiyorum. Geçen hafta da kötüydüm. Şu anda da kötüyüm.” gibi bir eleştiri duyduğu anda o zaman terapist iç dünyasında paralize olabilir. 

Bunu dışarıya çok yansıtmaz. 

İç dünyasında ”Eyvah! Şimdi ben yetersiz birisi olacağım. Başarısız bir terapist olacağım.” şeklinde senaryolar kurmaya başlayabilir. 

O yüzden de böyle bir karşı aktarım olduğunda ”Danışan neden böyle bir sıkıntı yaşıyor? Bunu analiz edelim, işleyelim.” konusunda ona yaklaşımında belki zorlanabilir. 

Bazı noktalara kör kalabilir. 

Duygusal olarak o an şimdiki anda kalmakta zorlanabilir.

O zaman bu da terapi verimliliğini düşürebilir. 

Karşı aktarımı işlemek için bir terapi desteği almak çok önemli bir konudur.

Mesela Sigmund Freud’un öncülük ettiği psikanalitik terapi yaklaşımında terapist olabilmek için terapi almak zorunludur.

Çünkü aktarım, karşı aktarım denilen şey burada aslında terapide çok sık kullanılan bir konudur.

Bu konuda sıkıntı yaşayan bir terapist bu yaklaşımı da uygulayamaz.

Özetle, bilinç dışındaki belli etkenleri fark etme ihtiyacıyla daha verimli hale gelebilmek için bir terapist başka bir destek alabilir.

4. Danışan Olma Deneyimini Yaşamak

Bir terapistin başka bir terapistten destek almasının aslında sağlayabileceği önemli faydalardan bir tanesi de; danışan olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimleme fırsatı vermesidir.

Danışan olmanın kendi içindeki dinamiklerini teorik olarak bilsek de, danışan olmanın nasıl bir şey olduğu, nasıl hissettirdiğii, bir başkasından destek almanın içimizde neleri tetikleyebileceği ve bu konularla ilgili belli yaşantılara sahip olmak bir terapist için birçok avantaj sağlayabiliyor.

O yüzden de diğer saydığım nedenlere ek olarak terapistin terapistten destek almasının bu şekilde getireceği bir avantajı da vardır. 

Böylece terapist kendi terapi süreçlerinde daha verimli şekilde danışanlarına yardımcı olabiliyor.

Bu açıdan baktığımızda yukarıdaki nedenlerle de birlikte terapistin kendisinin böyle bir destek alması kendi hayat kalitesini artırmak açısından ve kendi iyilik halini artırmak açısından belli avantajlara sahiptir.

Danışanlarına yardımcı olabilmesi, daha verimli ve etkili bir destek sağlayabilmesi açısından da çok önemli bir gerekliliktir.

Ben kendimden bahsedecek olursam; özgüven ve ilişkiler ile alakalı daha önceki yıllarda 1-1,5 yıl kadar haftalık olarak düzenli terapi desteği almıştım.

Hem kendi hayat kalitemi artırması açısından hem de danışanlarıma yaklaşımım açısından gerçekten benim için bir dönüm noktası olmuştu.

Açıkçası çevremdeki bildiğim, tanıdığım birçok arkadaşım, meslektaşım da terapi desteği almışlardır.

Terapi desteği alan terapistlerin danışanlarına yaklaşımlarında daha verimli ve sağlıklı bir şekilde süreci yönete bildiklerini de biliyoruz.

Bazı terapi yaklaşımları -psikanalitik terapi gibi- terapist olabilmenin bir koşulu olarak terapist adaylarını terapi sürecinden geçmesini mesela zorunlu kılarlar.

Genel olarak şu anda diğer birçok terapi yaklaşımı için böyle bir zorunluluk yok.

Bu tercihe bırakılabiliyor.

Ama açıkçası benim kişisel fikrim olarak terapist olmak isteyen herkesin öncelikle kendilerinin bir terapi sürecinden geçmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Daha sonraki süreçlerde de ihtiyaç duydukça böyle bir destek alınabilir.

Uzun lafın kısası terapistler de ihtiyaç duyulunca terapi desteği alabiliyor.

Hatta ihtiyacın da ötesinde verimliliklerini artırabilmek için terapi desteği alabiliyor.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir