Depersonalizasyon, Derealizasyon ve Panik Atak – Bozukluk İlişkisi Nedir?

Depersonalizasyon, derealizasyon ve panik atak arasında nasıl bir ilişki vardır?

Panik atak sorunu yaşayan kişilerin bazılarının deneyimlediği ve kişilere korkutucu gelen bir durum var. 

Depersonalizasyon, derealizasyon denilen garip bir yabancılaşma hissi.

Açıkçası depersonalizasyonu, derealizasyonu yaşayan kişiler o an delirdiğini, aklını kaybettiğini zannedebiliyorlar.

Hal böyle olunca utandıkları için ya da aklını kaybediyor gibi hissettikleri için bu hissi de genelde bir başkasıyla paylaşmazlar.

Depersonalizasyon, derealizasyon denilen yabancılaşma hissinin nedenlerini ile ilgili birkaç bilgiyi bu yazıda paylaştım.

Önce depersonalizasyon, derealizasyonun ne olduğundan bahsedeyim.

Depersonalizasyon, kendi bedenine karşı yabancılaşma hissidir.

Bu hissi yaşadığın zaman sanki ruhun bedeninden çıkmış, kendi bedenine dışarıdan bakıyormuş gibi bir his içine girersin.

Elin, kolun, bedenindeki organlar sanki senin değilmiş gibi garip bir his içine girersin.

Derealizasyonda ise içinde bulunduğun ortama yabancılaşırsın.

Sana tanıdık gelen kişiler, ortamın kendisi sanki tanıdık değil, oraya ait değilmiş gibi hissedersin.

Hatta derealizasyon bu dünyaya ait değilmişsin, uzaydan gelmişsin gibi bir his yaratabilir.

Depersonalizasyon, derealizasyonda boşluktaymış gibi hissedersin.

Diğer panik atak semptomlarına göre daha az görülen ama daha korkutucu olan hislerdir.

Neden oluyor?

Beyinle alakalı birçok araştırma ve bilgimiz olmasına rağmen ölçüm yöntemlerindeki kısıtlılıklarımız nedeniyle beyinle alakalı bilmediğimiz daha birçok şey var.

Bununla alakalı bazı teoriler, bazı gözlemlerimiz var ama bu yüzden beyin üzerinden kesin olarak nedenini açıklayamıyoruz.

Bu nedenlerle alakalı 2 önemli teori var;

1. Beyine, organizmaya belli bir yük yüklenmesi durumunda oluşan durum

Bizi çok zorlayan büyük bir stres yükü içine girdiğimizde organizmamız kendini kapatarak korumaya çalışır. (Korunmak bizim en temel ihtiyaçlarımızdan birisi.)

Dolayısıyla eğer bir şey bizi çok zorluyorsa bize sıkıntı veriyorsa kendimizi kapatmak en uygun, en yapılabilir şey olabilir.

Bir nevi şuna benzetebiliriz;

Özellikle eski bilgisayarlarda birkaç programı açınca bilgisayara yüklenen yük bir noktadan sonra bilgisayarın kilitlenmesine neden olabiliyordu.

O zaman da programları kapatmak için bilgisayarı kapatıp açınca tekrar normal bir şekilde çalışmaya başlıyordu.

İşte bizim organizmamıza da böyle bir yük, stres yüklendiğinde kapatma gibi bir doğal mekanizmamız var.

Travma terapisinde bizim disosiyasyon dediğimiz bir durum var.

Depersonalizasyon, derealizasyon ile alakalı belli hislerle bağlantılı olabilir.

Disosiyasyonda yaşadığın hisler, düşünceler, olayla ilgili belli noktalara karşı bir kapatma, bastırma, yalıtma durumu oluşur.

Bu bir savunma mekanizmasıdır.

Mesela çocukken yaşanan cinsel istismar gibi ağır bir travma çocuğu anlamlandıramadığı birçok güç nokta içine sokar. 

Çoğu zaman bu gibi sorunlarda disosiyasyon en çok kullanılan savunma mekanizmalarındandır.

O yüzden bu tür travmalarda gördüğümüz disosiyasyona benzer durum depersonalizasyon, derealizasyonda da gündeme gelebilir.

Panik ataklarla ilişkisine baktığımızda;

Panik ataklarda yoğun bir stres yaşarsın.

Bu stresi bir nevi bir travma sonrası streslere de benzetebiliriz.

Bir travma terapisti olarak panik ataklara travma olarak bakıyorum.

İlk yaşadığın panik atak seni dehşete sokan, beklenmedik anda gelen, anlamlandıramadığın bir deneyim olabilir.

Bu deneyimin kendisi zaten doğrudan bir travmadır.

O yüzden panik atağı bir travma olarak yaşadığında bazı kişilerde bu tür yabancılaşma hissinin olabileceğini düşünebiliriz.

Daha sonrasında bu panik atakla ilgili duygular eğer yoğun bir şekilde tetiklenirse depersonalizasyon, derealizasyona benzer bir durum gündeme gelebilir.

2. Yabancılaşma hislerinin diğer bir olası nedeni; beynin korku mekanizmasının aktive olmasıyla birlikte oluşan bedensel bir uyarılmanın yan etkisinin olmasıdır.

Daha önceki panik atak yazılarında da anlattığım gibi beynimizde bir korku mekanizması var.

Bu tetiklendiğinde savaş-kaç diyen bir savunma mekanizması ortaya çıkıyor.

Kendimizi de bu şekilde korumaya çalışıyoruz.

Bunun olması için bedende bir uyarılma olur çünkü bu uyarılma bizim tehlikeli bir durumla başa çıkabilmemizi sağlar. 

İşte bunlar olurken baş dönmesi, sersemlik, uyuşma hali, düşüncelerde hızlanma gibi bazı bedensel hisler, durumlar gündeme gelir.

Bu durumların kendisi de yabancılaşma hissine benzer durumları gündeme getirebilir.

Bunlarla karıştırılabilir ya da tetikleyebilir.

Sersemlik hissi, kendini kapatma hissi bir süre sonra depersonalizasyon, derealizasyon yoğunluğuna çıkabilir. 

Depersonalizasyon, derealizasyon gibi yabancılaşma hisleri için delirme, aklını kaybetme gibi düşünmemek gerekiyor. 

Hatta panik atakta delirmenin, aklını kaybetmenin mümkün olup olmadığı konusuyla alakalı yazı yazmıştım. Bu konuyla doğrudan bağlantılı olduğu için okumanı öneririm.

Diyelim ki arada depersonalizasyon, derealizasyon sorunları olmaya devam ediyor.

Bu durumda ne yapmak gerekiyor?

Normal şartlarda blogda paylaştığım tarzda bilgileri aldıysan, doğru şekilde sindirdiysen ve yavaş yavaş uygulamaya döktüysen zaten yaşadığın sıkıntıların düzeyi azalmaya başlayacaktır.

Azalmaya başladığında da bu tür yabancılaşma hislerine girme olasılığın azalacaktır.

Çünkü genelde bu tür sorunları yaşayan kişiler panik atakların doğası konusunda bilgi düzeyi eksik olan, bastırdığı belli duyguları olan, kendiyle alakalı farkındalık düzeyi düşük olan kişiler oluyor.

Eğer sen bu konuda kendini geliştirdiysen zaten çok rahatsız edici ve korkutucu durumlar içine girme olasılığın da doğrudan azalıyor.

Panik bozukluğun çözümde ve burada en önemli olan nokta, doğru bilgileri alıp, sindirip, bunları uygulamaktır.

Diyelim ki belli şeyleri bilmene rağmen bu tarz hisler içine giriyorsun. En kötü senaryoyu düşünelim.

O zaman ne yapmak lazım?

O noktada özellikle yapman gereken şey; panik ataklarla başa çıkmak için anlattığım 5 yol yazısına ek olarak dikkatini tamamen şimdiki zamana odaklayacak şekilde bazı egzersizler yapmak.

Mesela yavaşça ve ritmik bir şekilde aldığın nefesinin nasıl hissettirdiğine odaklanabilirsin.

Bunu gevşemek için yap demiyorum.

Çünkü yabancılaşma hissindeyken uyuşuk da hissedebilirsin.

Burada amaç dikkatini şimdiki zaman verebilmek, kendinle ve içinde bulunduğun ortamla temas edebilmektir.

Yabancılaşmanın tam tersi gibi düşünebilirsin.

Dikkatini nefesine, bedenine, dış dünyaya verebilirsin.

Mesela sanki yanında kör birisi var da ona anlatıyormuş gibi düşünebilirsin.

İçinde bulunduğun ortamı detaylı olarak birkaç dakika kendine anlat.

Eğer bu hisler yoğunsa sesli da yapabilirsin.

“Şu an karşımda bir masa var. Masanın 4 ayağından bir tanesinde bir çizik var. Deforme olmuş. Üstünde cam bir vazo var. Vazonun içinde 3 tane çiçek var.” gibi ne görüyorsan boyutlarıyla, şekilleriyle, renkleriyle tüm detaylarıyla anlatabilirsin.

Dışarıdan gelen seslere dikkatini verebilirsin. 

Bunu yaptığında dikkatin tamamen şimdiki zamana döneceği için bu yabancılaşma hisleri içinde kaybolmamış olacaksın.

Şimdiki zamanla da temasın artmaya başlayacak.

Seninle paylaştığım bu yöntem bizim travma terapilerinde özellikle yoğun travmaları işlediğimizde çok sık karşılaşmasak da ortaya çıkan disosiyasyon durumu seans içinde olduğunda uyguladığımız egzersizlerdendir.

O yüzden de eğer ihtiyaç duyarsan bu yöntemi kullanabilirsin.

Depersonalizasyon, derealizasyonu panik atak çatısı altında ele aldım ama açıkçası bu sorunlar başka tür durumlarla da paralele gidebiliyor.

Çok ağır bir travma yaşadıysan kendini kapatma mekanizması olarak böyle bir konu gündeme gelebilir.

Şizofreni gibi ciddi psikiyatrik hastalıklarda bu tür yabancılaşma hisleri görülebiliyor.

Bundan başka halüsinasyona neden olan bazı uyuşturucu maddeler ya da bazı nörolojik bozukluklar da depersonalizasyon, derealizasyon tarzı belli durumlar yaratabilir.

Bu noktada hemen aklına şöyle bir bozukluk gelmesin;

Bende şizofreni mi var?

Bu sorunun cevabını verecek kişi bu konunun uzmanıdır.

Eğer bu hisleri yoğun bir şekilde ve belli sıklıkla yaşıyorsan bir doktora gitmen gerekiyor.

Bunu daha önceki birçok yazımda anlattım.

Tıbbi bir durum, bedensel bir sorun varsa öncelikle bir doktora gidip, psikolojik nedenlerden kaynaklandığına dair bir tasdik alman gerekiyor. 

                                                                                                                                                                                                                   Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

4 yanıt

  1. Hocam yazılarınızla bizi aydınlattığınız ve bilgi sahibi olmamıza vesile olduğunuz için teşekkür ederim.çoğu yazınızı videonuzu yakından takip ediyorum iyiki varsınız 🙏

  2. Merhaba, ben 22 yaşında bir lisans öğrencisiyim. Depolarizasyonu, nasıl isimlendireceğimi bilmiyorum aslında ama 8 aydır yaşıyorum. Markete giderken sokakta birden fark ettim. Şuan etrafı çok tuhaaf görüyorum, anı yaşamam konusunda beni zorlayan anksiyetem ve ADHD im zaten varken, böyle birşeyi hissetmek gerçekten çok zor. Sanki rüyadaymış gibi hissediyorum aslınd çoğu zaman. Bana zaman ayırırsanız, birkç soru sormak isterim, çok sevinirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cem Gümüş Akademi

BEDAVA
İNCELE