Psikologlarla İlgili En Büyük 10 Yanlış

Psikologlarla ilgili ön yargılar nelerdir?

Psikologların yaptıkları iş konusunda özellikle dizi ve filmlerin etkisiyle birlikte birçok insanın yanlış düşüncelere, yanlış görüşlere sahip olduğunu gözlemliyorum.

Bu alan zaman içinde daha çok tanındıkta eskisi kadar negatif düşüncelerin, ön yargıların olmadığını görsek de yine de hala birçok yanlış bilginin, yanlış düşüncenin olduğunu gözlemliyorum.

O yüzden bu yazıda bu konuyu 10 madde üzerinden derleyerek psikologlarla ilgili ön yargıları, yanlış düşünceleri sana tanıttım.

 

1.Psikologlar akıl verirler.

“Psikologlar oturdukları yerden ahkam keserler.”

Psikologlar danışanlarıyla çalışırken onlara ihtiyaç duyduklarında bilimsel temele dayanan belli tavsiyelerde bulunabilirler.

Bazı yaklaşımlarda bu oldukça hafif derecede, bazılarında da daha aktif bir şekilde bilimsel temellere dayanan tavsiyelerde bulunulabilir.

Karşı tarafa akıl vermek, “Şöyle yap, böyle yap.” demek gibi bir şey değil.

Zaten çevrendeki insanlar sana bu tür yönlendirmelerde, tavsiyelerde bulunuyorlardır.

Psikologların yaptığı çalışmalarda, psikolojik danışmanlıkta, psikoterapi çalışmalarında da kendi çözümünü kendin bulman hedeflenir.

Senin yaşadığın sorunların çözümü için gerekenler neyse bunu senin bulman amaçlanır.

 

2.Psikologlar pasif olarak sadece dinlerler.

“Psikologlar pek konuşmazlar, sadece dinlerler.”

Psikanaliz gibi bazı yaklaşımlarda psikologlar daha pasif bir pozisyonda bulunabiliyor.

Psikanalitik yaklaşımlarda, psikanalizin de kendi içinde daha aktif, daha güncel bir çalışma var. 

Genel olarak birçok psikoterapi yaklaşımı danışanla aktif bir diyalog halinde çalışmayı gerektirir.

Dolayısıyla da pasif bir şekilde sadece karşı tarafı dinleyip zaman geçirildiği bir süreç değildir.

 

3.Psikoterapi faydasızdır.

“Psikoterapi, psikolojik danışmanlık, psikolojik destek aslında faydasızdır çünkü sorun bende değil, diğerlerinde.” 

“Diğerleri değişmediği sürece sorunlar düzelmez.” 

“Benim yaşadığım sorunlar kişilik sorunları, kişilik değişmez o yüzden boşu boşuna maddi ve manevi zaman kaybetmeme gerek yok.” gibi düşünceler aslında birer ön yargıdır.

Bu tür düşüncelerin temelinde karamsar bir düşünce yapısı var.

Kendi içinde bulunduğun durumu, umutsuz bir vakaymışsın gibi değerlendirebilirsin ya da kendini bir kurban, mağdur biri gibi görüyor olabilirsin.

Bu da aslında genel anlamda depresif bir ruh halini, depresif bir düşünce yapısının bir işareti.

Zaten bunun kendisi bir sorun.

Zaten böyle baktığın için sıkıntı yaşıyorsun.

“Çevrem değişmeli” ya da “Kendi içimdeki bazı şeyler değişemez” gibi bazı negatif kalıplar nedeniyle zaten sorun yaşıyorsun.

Dolayısıyla da psikoterapi çalışmalarında da asıl bu sorunlara odaklanırız ve bunları ele alırız.

Yapılan birçok bilimsel çalışma ve deneyimlerimizle psikoterapiyle bu tür düşünce kalıplarının, depresyonun, kaygı sorunlarının ve daha birçok problemin etkili bir şekilde çözümlenebildiğini biliyoruz.

 

4.Psikologlar kişiliği değiştirmeye çalışırlar.

“Psikoterapiyle psikologlar insanın kişiliğini değiştirmeye çalışıyorlar ama kişilik de değişmeyeceği için bu anlamsız bir çalışma olur. Bu yüzden işe yaramaz. Böyle bir şey varsa ben kişiliğimi değiştirmek istemiyorum.” gibi düşünceler de bir ön yargı ve doğru değil.

Kişilik yapısı, mizacın değiştirilebilir bir şey değildir.

Var olduğun halinle kendini kabullenmen gerekir.

Yakındığın sorunlar da kendi kişiliğinin bir parçası olmak zorunda değildir.

Belli noktalarda kendi alt yapınla birlikte karşılaştığın durumlara yaklaşımın, onları ele alış şeklinde belli güncellemeler yapılabiliyor.

Öğrendiğin belli kalıpları değiştirebilirsin.

Kendine, diğerlerine, hayata bakış açındaki belli kalıpları sonradan öğrenirsin. Bunlara kişilik yapısı diyemeyiz.

Örneğin; “Ben kusurluyum, değersizim, yetersizim, mutlu olmayı hak etmiyorum.” tarzı düşünceler bir kişilik değil.

Bunlar daha sonradan öğrendiğin belirli kalıplar ve sonradan değiştirilebilir.

Biz yaptığımız çalışmalarda da zaten bunlara odaklanıyoruz.

 

5.Sadece çocukluk çağına odaklanırlar.

“Psikologlar sadece çocukluk çağına odaklanır, çocukluk çağına inerler. Onlar için önemli olan sadece budur.” bu da bir ön yargı ve yanlış bir bilgi.

Bizim temelde asıl amacımız senin şimdiki zamanını kaliteli hale getirmek ve bunu ileride de aynı şekilde devam etmesini sağlamak.

Zaten senin de amacın bu

Psikologa, psikiyatriste, psikolojik danışmana bir destek için gidiyorsan senin amacın aslında şu anki yaşadığın acıdan uzaklaşmak.

Çocukluğa inme konusu özellikle psikanalitik yaklaşım gibi ilk psikoterapi yaklaşımlarının biraz daha odaklandığı bir şey.

EMDR de dahil olmak üzere birçok farklı terapi yaklaşımı çocukluk çağına, geçmişten gelen travmalara odaklanır.

Çocukluk çağının da insan psikolojisinde önemli bir yeri olduğunu zaten biliyoruz.

Ama derdimiz sadece oraya gidip tüm zamanı orada harcamak değildir aslında.

Çocukluk çağına gidiliyorsa senin kişilik yapını daha iyi tanımak ve analiz etmek içindir.

Odak noktamızı ve enerjimizi şimdiki zamana, ileride yaşayabileceğin belirli noktalara da ayırıyoruz.

Tabiki bell psikoterapi yaklaşımlarında bu ağırlık dengesinde -ne kadar geçmişe odaklanılacak, ne kadar şimdiye, ne kadar geleceğe?- değişiklikler olabilir.

Senin durumuna ve ihtiyaçlarına göre de değişebilir.

Ama temelde 3 zaman da odaklanıyoruz, sadece çocukluğa değil.

 

6.Psikolojik desteğe yıllarca gitmek gerekir, yoksa işe yaramaz.

“Psikoterapi, psikolojik destek yıllarca sürer; daha kısa olursa işe yaramaz.”

Bu ön yargı da yine eski tip psikoterapi yaklaşımlarıyla alakalı.

Yapılan çalışmalara göre ortalama 8-10 seans arasında bir süre ayrıldığında birçok noktayı ele alma fırsatı oluyor.

Güncel anlamda yoğun bir şekilde yaşadığın sorunları aslında birkaç seansta olumlu anlamda belli bir aşamaya getirmek mümkün.

İmkanlar dahilinde senin derinleşme isteğin, birçok noktayı ele almak, özellikle de kendini daha yakından tanımak, birçok noktanı geliştirme gibi ihtiyaçlarla daha uzun süreli de yapılabilir.

7.Terapi süreci çok yıpratıcı ve bunaltıcıdır.

“Terapi süreci çok yıpratıcıdır.”

“Eğer terapi alırsam kendimi iyi hissetmeyeceğim.”

“Bir şeyleri kurcaladıkça daha kötü hale geleceğim.”  

Bu ön yargı da özellikle bu alanı yeterince bilmeyen birinin yaşayabileceği tarzda bir kaygıya dayanıyor.

Özellikle de kendinde bastırdığı belli noktalar var ve sanki psikoloğun bu bastırdığın noktalara hemen giriş yapıp hızlı bir şekilde ilerleme arzusuyla seni zorlayacağını düşünüyor olabilirsin ama süreç böyle ilerlemiyor.

Zihnini gerçekten zorlarsan, onun gerçekten hazır olmadığı noktalara hızlı bir şekilde girmeye çalışırsan zaten direnç gösterir. Bunalma hissi gelir, dikkatin dağılır, odaklanamazsın, karşındakini dinleyemezsin.

Dolayısıyla da psikolojik destek çalışmalarında karşı tarafla uyum içinde gitmek bizim için çok çok önemli.

Bu çalışmalarda senin ne çok zorlanman ne de suya sabuna dokunmadan bir sohbet içine girmen amaçlanır.

Orta derecede olmasına özen gösteririz.

Hız ayarını yapmak psikoloğun uzmanlık alanıdır..

Dolayısıyla da bu anlamda kaygılanmanı gerektiren bir durum yok.

Tabiki madende pırlanta ararken üzerin tozlanacaktır ama bu tozlanmanın da bir şekilde üstesinden gelinebilir.

Ne kadar ilerleyeceği ve derinleşeceğinin hız kontrolünün kararı sana ait.

Bu kararın sonrasında da zamanın nasıl yönetileceği zaten terapistin uzmanlık alanına giriyor.

 

8.Psikolojik destek sadece zayıf, duygusal ya da ciddi sorunları olanlar için uygundur.

“Psikoterapiye sadece zayıf kişiliği olan, güçsüz, yetersiz ya da ciddi sorunları olan kişiler gitmelidir. Onun dışındaki kişiler psikolojik destek alamazlar. Buna uygun değillerdir.”

Zaman zaman hayatında belli zorlu dönemlerden geçiyor olabilirsin. 

Bu gibi dönemlerden geçerken dışarıdan bir destek alıp bu süreci daha verimli ve etkili bir şekilde geçirmek mümkün.

Psikolojik destek de aslında böyle bir şeydir.

Dolayısıyla psikoterapi alan kişilerin illa kendi içlerinde çok kırılgan noktaları olmak zorunda değil ya da çok ciddi sorunlarının olması gerekmiyor.

Açıkçası birçok psikoloğun uzun süreli çalıştığı kişilere bakıldığında çoğunun işinde gücünde, kariyerinde olan kişiler olduğunu görüyoruz.

Bu kişiler neden böyle bir destek istiyorlar?

Kendi hayat kalitelerini daha da artırmak için, belki ilerlemek istedikleri noktalarda ek desteğe ihtiyaç duydukları için, potansiyellerini ortaya çıkarırken zorlandıkları, göremedikleri noktalar için, bilinçdışı anlamda geçmişten gelen belli kalıplar için, yaşamlarında daha verimli bir aşamaya geçebilmek için, içsel engelleri fark edebilmek için ve bunun gibi birçok noktada psikologtan, psikiyatristten, psikolojik danışmandan destek alınabilir.

Tabiki daha ciddi sorunları olan kişiler doğrudan psikoterapi desteği alıp bu süreçten fayda sağlayabiliyorlar.

Psikoterapi, psikolojik destek çalışması birçok kişinin hayatında faydalanabileceği bir hizmet diyebilirim.

 

9.Beni tanıdıkça yargılayacak.

“Psikolog beni seanslarda daha iyi, daha yakından tanıdıkça içten içe beni yargılayacak, küçük görecek ve gidecek bunları başka yerlerde paylaşacak. Arkamdan dalga geçeçek.”

Psikologlar diğer insanlardan biraz daha farklı bir noktada.

Psikoloğa gittiğinde diğer insanlardan farklı olarak daha çok kendine açıyorsun. 

“Yaşadığın zorlukların, sıkıntıların arkasında neler var, neler hissediyorsun, nelere ihtiyacın var?” bunları açıyorsun.

Diğer kişilere sıkıntılarını bu derinlikte açmıyorsun.

Dolayısıyla psikoloğun iki tane avantajı var:

  1. Psikolog; psikoloji biliminde uzman ve insanın davranışlarını yönlendiren ihtiyaçların, düşüncelerin, duyguların neler olduğunu biliyor. Sorunlu gibi görünen şeylerin arkasında nelerin olduğuna bakmaya alışık.
  2. Psikologlar artık insan doğasını artık o kadar iyi tanımış oluyor ki hangi tür sorun olursa olsun bu sorunları başka açılardan değerlendirebiliyorlar. Sen de diğerlerine olmadığı kadar açık olduğun için bu bakış açısını bir kez daha sende görme fırsatı oluyor.

Anlayışın olduğu yerde yargılama, eleştirme olmaz.

Dolayısıyla yaşadığın ne olursa olsun bu ön yargının yanlış olduğunu söyleyebilirim.

Bunun dışında, psikologlar seninle ilgili aldığı bilgileri başka yerde paylaşmazlar.

Seans odasında konuşulan seans odasında kalır.

Belki şöyle düşünüyorsun:

“Psikolog akşam evine gittiğinde eşine dostuna seanstaki geçenleri anlatıyor mudur?”

Bizim kendi alanımızın şöyle bir zorluğu vardır açıkçası; birçok kişi o gün işinde neler geçtiğini anlatabilir ama biz kendi eşimize dostumuza o günün nasıl geçtiğini anlatırken söyleyecek çok fazla bir şey bulamıyoruz.

Tüm günümüz seanslarla geçtiyse o günün kendi içeriğinde hangi noktalar üzerinde durduğumuzu, ne gibi kişilerle tanıştığımızı paylaşma şansımız olmuyor.

Bu bizim mesleğimizin özelliklerinden bir tanesi.

Profesyonel olarak çalışan psikologlar da etik olarak buna dikkat eder.

 

10.Psikologlar oturduğu yerden hak etmedikleri kadar çok para kazanıyor.

En sık tartışılan, en katı ve güçlü olan bir ön yargı.

“Psikologlar oturduğu yerden çokça para kazanıyor ve bu parayı da hak etmiyorlar.” 

Sonuç olarak diğer tüm ön yargılarla birleştiğinde alanın aslında o kadar değerli olmadığı düşüncesi ortaya çıkabiliyor.

Bu düşünceye sahip olan birini düşünürsek aklımıza gelecek şeylerden biri kişisel gelişimine önem vermediğidir.

Kendini bir kurban gibi gören biri bu tür bir düşünce içine kapılabilir.

Bu alanın değerini bilmek için bu alanın içine girmek gerekiyor, buna niyetli olmak gerekiyor.
Özetle psikologlar düşünüldüğü kadar astronomik ücretler kazanmıyorlar.

Hatta tıp doktorlarını düşünecek olursak psikologlardan daha fazla kazandıklarını söyleyebilirim. 

Bunu özellikle belirtmek istiyorum;

Buraya kadar anlattığım doğru bilinen yanlışlar ve onların düzeltilmiş versiyonları doğru-etik bir şekilde çalışan, profesyonel psikologların çalışmalarını yansıtıyor.

Eğer karşılaştığın ruh sağlığı uzmanı bu ön yargıları doğrulayacak şekilde hareket ediyorsa orada zaten bir sorun var demektir.

Dolayısıyla da çalıştığın uzmanın bu ön yargılar dışında hareket ettiğinden emin olman, bunu hissetmen önemlidir.

Profesyonel olarak çalışan uzmanlar da zaten buna dikkat eder.

Senin buraya eklemek istediklerin varsa aşağıdaki yorumlar kısmında düşüncelerini paylaşabilirsin.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir