Psikologların Sorulara Yetersiz Cevaplar Vermesinin 2 Nedeni Nedir?

 Psikologlara internetten sorulan sorular neden çoğu zaman yetersiz ve kuru şekilde cevaplanıyor? 

Bunun 2 temel nedeni nedir?

İnternetten, sosyal medya hesaplarından, YouTube kanalları üzerinden meslektaşlarıma birçok soru soruyorsun ama karşılığında aldığın cevaplar çoğu zaman kuru ve yetersiz kalabiliyor.

Uzun uzun yazıyorum ama karşılığında kısacık cevap geliyor.

Gelen bu cevap da çoğu zaman Google’da bulabileceğimiz klişe cevaplar oluyor.

Çoğunlukla gelen cevap; “Bu konu için bir uzmana gitsen daha iyi olur, ona danış şeklinde oluyor.”

Rahatlatıcı ve söylenecek bir şey yok mudur? Bu kadar mı?

Sadece tespit yapıyorlar, nasıl adım atacağımla alakalı dişe dokunur faydalı bir şeyler söylemiyorlar. şeklinde düşünüyor olabilirsin.

Bu yazıda bazı itiraflarda bulunacağım.

Psikologların, psikolojik danışmanların, psikiyatristlerin neden kendilerine sorulan ücretsiz sorulara neden yetersiz cevaplar verdiklerinin 2 ana nedenini, kendi görüşlerimi seninle paylaşacağım.

Psikoloji alanıyla ilgili gelen sorulara kuru ve yetersiz cevaplar verilmesinin ilk nedeni; zaman kısıtlılığı, pratik sorunlardır. Diğeri ise etik sorunlardır.

1. Zaman Kısıtlılığı

Çoğunlukla sosyal medyaya içerik üretirken harcadığımız zaman kısıtlı oluyor. 

Gelen sorular da aslında uzun uzun bir değerlendirmeyi gerektiren ve genelde de kompleks, kronik sorunlarla alakalı oluyor.

Soru soran kişi genellikle sorununu uzun süredir yaşıyor oluyor.

Dolayısıyla da açıkçası karmaşık sorunlarla karşı karşıya gelebiliyorlar.

Örneğin gelen sorular;

Ben şöyle bir şey yaşıyorum. 

Bir değerlendirme yapar mısınız? 

Ne yaşıyorum? 

Neden yaşıyorum? 

Nasıl bir tanım var? 

Bu tanı varsa ne yapmam gerekiyor? 

Kendi kendime neler yapabilirim? gibi belki de saatlerce konuşabileceğimiz tarzda sorular geliyor. 

Normal şartlarda bu gibi sorulara tatmin edici cevaplar verebileceğimiz için biz kendi çalışmalarımızda soru-cevap şeklinde birçok bilgiyi almamız gerekiyor.

Bu sorun nasıl başladı?

Nasıl devam ediyor?

Güncel hayatındaki stres kaynakları neler?

Aklına takılan sorunlar dışında başka türlü stres kaynakları var mı?

Bilinçdışında nasıl bir alt yapın var?

Çocukluktan getirdiğin, geçmişinden getirdiğin ne gibi kalıplar var?

Anne-babanla, çevrendeki kişilerle, yakınlarınla olan ilişkilerinde ne gibi yaralar var?

Bu konulara nasıl bir bakış açın var?

Bu sorunlarla nasıl başa çıktın?

Ne gibi alışkanlıklar geliştirdin?

Hayatında şu anda belli risk faktörleri var mı? gibi daha birçok soruyu listeye ekleyebilirim.

Onlarca farklı yere odaklanıyoruz.

Sen bunun farkına varmıyorsun ama bizim zihnimizde bu kategoriler var.

Bu kategorilere göre değerlendirmek durumundayız.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde bir anlam oluşuyor.

O zaman yaşadığın durumun nedenleriyle alakalı belli çıkarımlarda ve belli paylaşımlarda

bulunabiliriz.

Bu noktada belki aklına şöyle bir şey geliyor:

“Benim zaten uzun uzun nasıl başladığını, nasıl devam ettiğini yazdığım oluyor.”

Kendince uzun bir mesaj yazıyorsun ve belki de bu mesajın yeterli olacağını düşünüyorsun.

Diyelim ki uzman da bu sorunu okumaya zaman ayırdı. 

Ama şunu bil ki, belli bir yorumda ve değerlendirmede bulunabilmek için orada paylaşacağın bilgiler yine de çok az kalıyor.

Eğer ki mesaj yeterli bilgiyi versin istiyorsan sayfalarca yazman gerekiyor ama bunun cevaplandırılması da pratik anlamda mümkün değil.

O yüzden de sorduğun kısa sorulara kısa cevaplar verilebiliyor.

Kısa cevaplar da çoğu zaman klişe cevaplar olmak durumunda kalıyor.

Bunun da temel nedeni etik sorunla alakalı.

2. Etik Sorunlar

Biz bu sorunları cevaplandırırken yaşadığımız güçlüklerden diğeri etik anlamda “Acaba bir zarar verir miyiz?”dir.

Etikte önemli bir nokta vardır; karşı tarafa zarar verme, yardımcı olmaya çalıştığın kişilerin zarar görmemesini sağla.

Dolayısıyla da bu sorularla karşılaştığımızda içten içe bir huzursuzluk hissedebiliyoruz.

Çünkü kişisel sorulan sorulara kişisel cevap vermek gerekiyor.

Sana uygun cevaplar vermek lazım.

Genel, klişe, kitaplardan okuyabileceğin tarzda bilgileri uzun uzun vermenin bir anlamı da yok.

Çoğu zaman başka yerlere de çekilebilir.

Eksik bilgilerle, seni tam anlamıyla tanımadan, değerlendirmeden bazı yönlendirmelerde bulunmak, belli çıkarımlarda bulunabileceğin cevaplar yazmak sana zarar verebilir.

Çünkü sorular öyle şekillerde gelebiliyor ki…

Örneğin; 

Kötü bir ilişki yaşıyorum, bu ilişkiyi bitirmeli miyim? 

Hayatımda şöyle bir karar almak durumundayım. Bu kararı almalı mıyım? gibi belli konularla gelebiliyorsun.

Bu gibi konularda yukarıda da bahsettiğim gibi değerlendirmeyi ayrıntılı bir şekilde yapıp seni öncelikle tanımamız gerekiyor. 

Her şeyi yapsak bile karar vermek senin sorumluluğunda olan bir şeydir.

Biz terapilerde de çözümü senin bulman için çalışırız.

Klişe, şablon çözümleri sana dikte etmek yerine senin kendi çözümlerini bulmana aracılık ederiz.

Dolayısıyla da soru sorduğunda bizim çalışma modelimize uygun olmayan bir şekilde yaklaşmış oluyorsun.

Sıkışmış hissediyoruz orada.

Genellemeler yapıp “Bunun kesin çözümü budur.” gibi büyük laflar söylemek bilimsel de değil.

Bilimsel çalışmalarda insanın aslında ne kadar kompleks olduğunu, her kişinin kendine özgü belli cevaplara ihtiyaç duyduğunu görüyoruz.

Kişisel gelişimindeki yol haritasının nasıl olması gerektiğini belirleyebilmemiz için içimize sinen etik değerlere uygun bir şekilde hareket ederek yardımcı olabilmemiz için seninle birebir çalışmamız gerekiyor.

Birebir soru-cevap yoluyla sana uygun noktaları öncelikle anlamamız gerekiyor.

Bu yüzden bir uzmana görünmenin iyi olabileceği ile ilgili bir cevap verdiysek maddi nedenlerle değil, gerçekten duygusal nedenlerle bunu söylemişizdir.

En azından etik değerlere inanan bir uzman böyle hisseder.

Bunu çok net söyleyebilirim.

İşte tüm bunlardan dolayı en hızlı ve en risksiz şekilde verebileceğimiz cevap çoğu zaman “Bu önemli bir konu, bu kadar bilgiyle bir cevap vermem uygun olmaz. O yüzden de en iyisi bir uzmana görün.” şeklinde artık klişeleşmiş bir cevap veriyoruz. 

Burada kişisel bir paylaşım yapmak istiyorum.

Ben de uzun yıllardır internet birçok yazı yazıyorum.  

YouTube videolarımla beraber 10 senedir 100’e yakın yazı yazdım.

Bu süreç içinde birçok soru geldi ve gelmeye de devam ediyor.

Bu sorulara daha önceden yukarıda yazdığım şekilde bir cevap veriyordum ama içime sinmeyen bir şey vardı.

İnsanlar bir şekilde benim yazdığım bilgilerle ve tarzımla alakalı olarak daha çok bilgi almak istiyorlar.

O cevapları benden duymak istiyorlar.

Bu noktada da hem pratik nedenlerden hem de etik sorunlardan dolayı sıkışmış hissediyordum.

Bundan dolayı da daha detaylı yazılar yazmaya karar verdim. 

Bunu bir sonraki aşamaya götürüp YouTube kanalı açmaya ve oradan her hafta düzenli bir şekilde belli içerikler paylaşmaya karar verdim.

Böylece sorulan sorulara daha detaylı şekilde zaman ayırıp cevaplandırma fırsatım oldu.

Tek tek herkese aynı cevapları vermek durumunda kalmıyorum ya da diyelim ki birine detaylı bilgiler verdiğimde bunu sadece o kişi görmeyecek.

Daha çok kişinin bundan istifade edecek olması beni en çok motivasyon eden şeydi.

Böylece kendi sesimi, sentezleyip bir araya getirdiğim kendi görüşlerimi birçok kişiye ulaştırma şansı buldum.

Zaman kısıtlılığı ve etik sorunları kendi içimde nasıl çözümledim?

Zaman sorunu önemli bir sorun.

Bu içerikleri üretmek hiç kolay değil çünkü en hızlı şekilde, ne toparlayıcı şekilde bilgileri bir araya getirip sunmam gerekiyor.

Uzun bir hazırlık aşaması olması gerekiyor.

Onun için haftanın belirli günlerini içerik üretmeye, hazırlık ve çekimine ayırıyorum.

Başka türlü bir şekilde bunu yapmam mümkün değil.

Bu yüzden de sorulara uzun uzun cevaplar vermem mümkün değil.

Sorularını videolar, yazılar üzerinden cevaplandırıyorum.

Bilgileri paylaşırken klişe ve başka yerlerde yazılmış yazıların ötesinde biraz daha kendi sentezlediğim çerçeveyi de sunan şekilde bunu planlamaya özen gösteriyorum.

Amacım sanki karşılıklı konuşuyormuşuz ya da sanki bir kitap yazmışım da onu okuyormuşsun gibi hissettirmek istiyorum.

Derinlikli bir şekilde bilgileri işleyebilmek için kitap çalışmalarım ve online eğitim planlarım da var.

Böylece bu bilgileri mümkün olduğunca kısa zaman içinde en fazla miktarda nasıl aktarabileceğimi bu sistemle çözdüm.

Etik konusuna aldığım önleme de kısaca değinecek olursam;

Etik sorunlar konusunda YouTube kanalımdaki her videonun açıklama kısmında özel bir alan var, bir uyarıda bulunuyorum.

Kanalımda aktardığım içeriklerin genel anlamda sana belli bilgiler öğretmek, kişisel gelişimine katkı sağlamak amacı taşıdığını, bunun ötesinde kendi kişisel sorunlarınla alakalı daha incelikli, detaylı, kapsamlı destek alman gerektiğinde bu bilgilerin bunun yerini tutmayacağını, bir uzmanla görüşmenin aynı şey olmadığını orada da belirttim.

Dolayısıyla bu bilgileri alırken bunu hep göz önünde bulundur.

Tek bir içeriğime, yazıma, videoma bakıp kendinle alakalı büyük kararlar alma.

Diğer tüm içerikleri izle, takip et, oku.

Tüm bilgileri bir araya getirerek sindirmeye çalış.

Birçok yerde zaten belli noktalarda uzmana gitmenin faydalı olabileceği durumların neler olduğunu anlatıyorum.

Bunu her içerik için düşünebilirsin.

Bilgileri derinlik açısından 3’e ayıracak olursak;

Burada seninle paylaştıklarım çoğu zaman 1. düzeyde kalıyor.

Bunları uygulamaya döktükçe 2. düzeye de giren tarzda bilgiler veriyorum.

O yüzden de bunu hep aklında tut.

Eğer ki kitaplar okumana, videolar izlemene, başka uzmanlar takip etmene rağmen bir yerde çok takılıyorsan, başka türlüsünü göremiyorsan daha derin düzeylerde (2. ve 3. düzeyde) çalışman gerekiyordur.

O noktada bir uzmanla görüşmen gerektiğini net bir şekilde vurgulamak istiyorum.

İçeriklerimi izlediğinde, takip ettiğinde kendine yardım sorumluluğunu tamamen sen üstleniyorsun.

Dolayısıyla da bu süreçte kendini epey motive etmen ve çaba göstermen gerekecek. 

Kolay bir yol değil açıkçası.

Bu kolay olmayan ama gayet mümkün olan, işe yarar bilgileri iyice sindirmen, özümsemen ve uygulaman lazım.

Modun düştüğünde bunu yükseltecek kişi sensin. 

Bir yerde takıldığında nerede takıldığını analiz etmeye çalışacak kişi sensin.
Ben kendi kanalımdaki, blogumdaki içeriklerle aslında senin bu sürecinde bazı noktaları daha hızlı görebilmen açısından bir ipucu, bir fikir verme misyonundayım.

Dolayısıyla bu sınırı çizersen her ikimiz için de önümüzdeki süreç çok daha kolay olacak.

Ben kendi YouTube kanalımda, blog sayfamda, sosyal medya hesaplarımda, podcast hesabımda her hafta düzenli olarak birçok içeriği seninle paylaşacağım.

Ele almama ihtiyaç duyduğun, daha da detaylandırmamı istediğin noktaları aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşırsan sevinirim.

Genel olarak birçok yerde bulunabilecek bilgilerin daha da ötesinde, 2. hatta 3. düzeye girebilecek bilgileri içeren soruları sorarsan seninle çok daha fazla ve hızlı bir şekilde paylaşma şansın olabilir.

Dolayısıyla burada senin de yönlendirmen önemli.

Sorularını yazarken hızlı bir şekilde okuyabilmek için net olarak yazarsan benim de işimi kolaylaştırabilirsin.

Tekrar görüşmek üzere,

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir