Geçmişi Kabullenme-Affetme Sorununun Çözümü Nedir?

  • Geçmişi kabullenmek, affetmek gerektiğine yönelik bir tavsiye verilir ama o iş o kadar kolay mıdır?
  • Bunu düşünmek belki seni çileden çıkarıyor, belki de kaygılandırıyor.
  • İşin özünde bir daha aynı acıları yaşamama isteği vardır.
  • İşte bunun olması için yapman gereken şey gerçeklikle olduğu haliyle yüzleşmektir. 
  • Bunun için 4 basamaklı bir çerçeveyi kullanmanı öneriyorum ama önce işin mantığını anlaman gerekiyor. 
 

Geçmişi silip unutmam lazım, kabullenmem lazım diye bir görüş olduğunu biliyorsun. 

Geçmişte yaşadıkların, bilinç dışına kaydedilmiş olan anılar seni her yönden etkiler.

Bunu bir yerlerden duyuyorsun, biliyorsun, hissediyorsun.

Çözüm olarak ilk akla gelen şey de bu yaşantıları kabullenmek, affetmek, önüne bakmak ama bunu duymak seni haklı olarak çileden çıkarabilir.

Hatta bu fikri duyunca bile miden bulanabilir. 

“Ben nasıl olur da bana yapılan ya da yapılmayan onca şeyi kabullenebilir, affedebilirim? Kızmakta haklıyım, kabullenirsem yanlarına kar kalır, kendime olan saygımı kaybederim.” diye düşünebilirsin. 

Ya da belki de kabullenme konusunu düşünmek seni kaygılandırıyor.

“Ben şimdi olanları kabullenirsem, unutursam savunmasız hale gelebilirim. Tekrar aynı şeylerle karşılaşırsam aynı acıları yaşarım.” diye düşünüyor olabilirsin. 

Açıkçası ben sevgi pıtırcığı olup her şeyi kabullenelim, geçmişle bağımızı koparalım, bir kağıda yazıp o kağıdı atalım, sevgi her şeyi çözer yaklaşımını gerçekçi bulmuyorum.

Peki ne öneriyorum?

Yaşadığın olayları 4 basamaklı bir çerçeveyle işlemeni öneriyorum. 

Bu yazıda sana geçmişi kabullenmede yapman gereken tek şeyin ne olduğunu deneyimli bir travma terapisti olarak anlatacağım.

Geçmişin yüklerini taşımaktan yorulduysan yazıyı okumaya devam edebilirsin. 

Ben kabul ve affetme konusunu bir amaç olarak görmüyorum.

Amacımızın gerçeklikle yüzleşmek ve büyümek olduğunu düşünüyorum.

Paylaştığım içeriklerin hepsi de gerçekçi pozitif perspektife dayanıyor.

Herhangi bir varsayıma, ön yargıya, çarpıtılmış bilgiye, bastırmaya dayanmadan olduğu haliyle gerçeği görmemiz ve gerçek olanı kabullenmemiz çok önemli. 

Geçmişle sağlıklı şekilde yüzleşmek, olumsuz etkilerinden arınmak işlemeden, sindirmeden mümkün değildir.

Yoksa kendini kandırırsın.

Bazı kişiler sahte kabul içinde olabiliyorlar.

Bunu çalıştığım danışanlarımda da gözlemleyebiliyorum.

Mesela çocuklukta yaşadıkları olumsuz deneyimlerle ilgili ne hissettiklerini sorduğumda, “O olaylar geride kaldı, onlar da cahildi-yapısı öyleydi, kabul etmek gerek, bir şey hissetmiyorum artık.” diyebiliyorlar.

Halbuki çoğu zaman şunu fark ediyoruz; kabullendiklerini zannettikleri konular, genelde kendilerini terapiye getiren konularla az ya da çok bağlantılı  oluyor. 

Olumsuz deneyimleri bir fırtınaya benzetebiliriz.

Düşün ki bir fırtına çıktı. Sel oldu. Etrafı darmadağın etti. Evlere, yollara, çevreye büyük zarar verdi.

Bu afeti, açtığı yaralar nedeniyle hemen kolayca kabul edip geride bırakamazsın.

Önce yaraların sarılması, toparlanması gerekiyor.

Daha sonra “Bu afet neden oldu, neden bu kadar zarar gördük? Alt yapıda, üst yapıda eksik ne var, kimler sorumlu?” bunları değerlendirmek gerekiyor.

Bunun ardından da buna göre önlemler almak, adımlar atmak lazım çünkü benzer bir fırtına çıktığında bir daha bu ölçekte bir zarar oluşmasın. 

Eğer tüm bunlar yapılırsa işte o zaman bu afet olayı duygusal olarak kabullenilmeye başlanabilir.

Tabi ideal koşullarda bu şekildedir. Bizim ülkemizde bu gibi konuların genelde pek ideal şekilde işlenmediğini görüyoruz. 

Bunun gibi ideal olmayan işlemlemelerde yaşadıklarımızı kabullenemiyoruz zaten sağlıklı olanı da kabullenmemektir.

Kabullenmemenin yarattığı kronik stres normaldir ve değişim konusunda sürekli bir işaret verir.

Anne-babanla yaşadığın deneyimlerin yarattığı işlenmemiş duygusal yoksunluklar ilişkilerine yansıyabilir, sürekli yargılandığın deneyimler negatif bir iç sese dönüşüp kendinden sürekli şüphe etmene neden olabilir. 

Bizim bireysel düzeyde hayatımız için yapmamız gereken; yaşadığımız fırtınaları işleyip, kabullenmeyi nerede ve nasıl yapacağımızı anlamaktır.

İşleme derken ne kastettiğimi biraz daha açayım.

Yazının başında 4 basamaklı bir çerçeveden bahsetmiştim.

Yaşadıklarının etkilerini ve kendi duygularını bastırmadan fark etmen, üzerinde düşünüp analiz etmen, bazı adımlar atman ve tüm bu çabalarının ne kadar işe yaradığını sistematik olarak takip etmen gerekiyor.

Bu 4 adımı yaptığında olayları işleyip gerçeklikle yüzleşebilir ve büyüyebilirsin. 

Hızlandırılmış bir çözüme ihtiyaç duyuyorsan EMDR gibi bir terapi yaklaşımıyla bir uzmandan destek de alabilirsin.

Böylece 4 basamaklı çerçeveyi terapist senin adına takip edebilir. 

Ama kendi kendine de yapabileceğin birçok şey olduğunu düşünüyorum.

Bunu kolaylaştırmak için kullanabileceğin 4 basamaklı çerçeveye dayanan bir sistem geliştirdim.

Uyan yöntemi olarak adlandırdığım bu çerçeveyi kullanarak geçmişin yükünü geride bırakmak için ihtiyaç duyduğun şeyleri yapabilirsin.

Geçmişi kabullenme konusunda doğrudan bağlantılı olan bir yazı önerim var.

Eğer özellikle anne babaya olan kızgınlık konusunda işlemen gereken şeyler olduğunu düşünüyorsan, sadece bu konuya özel hazırladığım 4A yöntemimi anlattığım yazımı da okumanı öneririm.

Uzm. Psk. Cem Gümüş 

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cem Gümüş Akademi

BEDAVA
İNCELE