Yazılarım

Askeri kökenli travma sonrası stres bozukluğu yaşayan gazi ve malüllere yönelik eğitim programı: 5. Bölüm

Sıkıntılarınızla başaçıkmada etkili yöntemler-3

(Duygusal yönde müdahaleler, kaybedilenlerin yasını tutmakla ilgili problemlerin anlaşılması)

Önceki bölümlerde olayı yaşadıktan sonra, olayın etkileriyle başaçıkmak için kullandığınız yöntemlerin aslında sıkıntılarınızın gelişmesine ve ilerlemesine neden olduğu konuşulmuştu. Bu bölümde özellikle olayın kendisinin üzerinizdeki duygusal etkisi ve bu konuda yapabileceğiniz şeylerin neler olabileceği tartışılacaktır.

Yaşadığınız olay büyük ihtimalle yakın arkadaşlarınızın ya da emriniz altındaki askerlerin şehit olmasını içeriyor. Dolayısıyla sizin bir ‘kaybınız’ vardır. Yani yas içindesiniz. Olayı hatırladığınızda verilen şehit arkadaşlarınızı ya da askerlerinizi düşünüyorsunuz ve içiniz acıyor. Bu yasınızı doğal bir şekilde tüm aşamalarıyla yaşamış ya da tam yaşayamamış, bazı yerlerinde takılmış olabilirsiniz. Bu bölümde özellikle kaybınızla ilişkili yasınızı tutmakta ne durumda olduğunu anlamanıza yardımcı olabilecek bilgiler alabilirsiniz.

YAS SÜRECİNİN 5 AŞAMASI

Yas tutmanın toplam 5 tane aşaması vardır:

  1. Şok
  2. İnkar
  3. Öfke
  4. Depresyon
  5. Kabullenme
  1. Şok aşaması: Bu aşama kaybınızı yaşadığınız sırada ya daolay sonrasında başlayabilir. Bu aşamada kaybınızla ilgili olarak şoka girersiniz. Ne olduğunu tam anlayamazsınız. Arkadaşınızın ya da askerinizin ölüp ölmediğinden tam emin olamayabilirsiniz. Tam bir kaos ve keşmekeş yaşarsınız. Duygularınız çok karışıktır. Ne hissettiğinizin o an farkında olmayabilirsiniz ya da hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz.
  2. İnkar aşaması:Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra olayın sonuçları net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kaybınızın farkındasınızdır ancak bu aşamada bunu farkında olarak ya da olmayarak inkar edersiniz. Olayın gerçek olmadığını, bir hayal olduğunu düşünebilirsiniz. Birliğinize geri döndüşünüzde ya da kapı açıldığında içeri gelecekmiş gibi hissettiğiniz olabilir. Kaybınızı yaşamamış gibi hissedersiniz ve ölmediğiniz, her an tekrar geleceğini düşünebilirsiniz. Bu aşamada olay halen çok tazedir. Eğer bu aşamada fazla kalıp takılırsanız kaybınızla ilgi tüm duygularınızı yaşayamayacağınız için yas süreçlerinde ilerlemeniz yavaşlar.
  3. Öfke aşaması:Bu aşamada artık olay üzerinden belirli bir zaman geçmiştir. Günlük hayat düzenine geri dönmüşsünüzdür. Bu aşamanın özelliği öfkenin ön plana geçmesidir çünkü artık kaybın gerçek olduğunu, geriye gelmeyeceğini ve sonsuz bir yolculuğa çıktığını anlamışsınızdır. Dolayısıyla bunu kabullenmekte zorlanırsınız. Bu sefer olayı sorgulamaya başlarsınız.Olaya neden olan teröristleri, hatasından dolayı arkadaşınızın ya da askerinizi, hayatta kalan diğer askerleri korkaklık edip donup kaldıkları pasif kaldıkları için, çeşitli nedenlerden komutanları ya da kendinizi suçlarsınız. Eğer şehit ailesi kendi yaslarının öfke aşamalarından dolayı (aslında mantıklı ve gerçekçi olmadığı halde tamamen duygusallıklarından dolayı) sizi bir şekilde suçladılarsa öfkeniz özellikle kendinize de yönelebilir. Olayın nedenlerini geriye bakıp analiz etmeye başlarsınız. Oldukça duygusalsınızdır ve duygularınızda olayla ilgili olarak öfke ön plana geçer. Öfkenin ön plana geçmesinin bilinçaltı düzeyde sizin için koruyucu bir amacı vardır. Bu geçmiş olayın sonuçlarını, kayıpları kabullenemediğiniz için, özellikle kaybettiğiniz kişi ile hayalleriniz varsa (sivilde görüşmeye devam etmek gibi) hayal kırıklığı, acı ve üzüntüyü alttan alta yoğun bir şekilde yaşıyorsunuzudur. Bu acı duyguları bilinçli bir şekilde yaşamamak ve veda etmeyi kabullenemediğiniz için bu duygularınızın yerine farkında olmadan öfkeyi koymak sizin için bilinçaltı süzeyinde daha iyi bir seçenek gibi görünebilir. Böylece kendinizi yılgın değil güçlü de hissetmiş olursunuz. ‘Ağlamıyorum, güçlüyüm, ayaktayım, onları üzülerek sevindirmeyeceğim’ diye farkında olamadan düşünüyor olabilirsiniz. Ancak öfkeyi önplana getirmeniz asıl duygularınızı normal şekilde yaşamanızı da engeller. Bu aşama birçoğunuzun en çok takıldığı yas aşamasıdır. Bu aşamada, önceki bölümlerde ayrıntılı olarak değinilen başaçıkma yöntemleriniz, çabalarınız nedeniyle farkında olmadan uzun süredir takılmış olabilirsiniz.
  4. Depresyon aşaması:Yasın üçüncü aşaması olan öfkede kaldıkça enerjiniz tükenmeye başlar. Siz kendinize ya da diğerlerine ne kadar öfke kusarsanız kusun ortadaki ölüm gerçeğinin değişmediğini, gidenlerin geri gelmediğini anlamaya başlarsınız. Kaybınızı derin bir şekilde içinizde hissedersiniz. Depresyon aşamasına gelene kadar çok enerji harcadığınız, yakındığınız, hesap sorduğunuz için artık tükendiğinizi hissedersiniz. Bu aşamada kaybettiğiniz şeyin sadece arkadaşlarınız ya da askerleriniz değil daha başka şeylerde olduğunu düşümeye başlayabilirsiniz. Eğer öfke döneminde uzun süre takılmışsanız ve yaşamınız bu yüzden olumsuz etkilenmişse, buna ek olarakta kendinizi sürekli tedirgin hissedip alarm durumuna geçmeyi alışkanlık haline getirdiyseniz o zaman sağlığınız, huzurunuz, ilişkileriniz vb. bazı başka güçlüklerde çekiyorsunuzdur. İşte depresyon aşamasında hem kaybınızdan dolayı hem de sonrasında yaşadığınız sıkıntı ve problemlerden dolayı depresyona girersiniz. Daha durgunlaşabilirsiniz, kendi içinize dönebilirsiniz. Bir geleceğiniz olmadığını düşünebilirsiniz. Bu yüzden umutsuzluk içinde gelecek hayalleri kurmak size anlamsız gelebilir. İnsanlara olan güveninizi kaybettiğinizi hissedebilirsiniz. Depresyon aşaması öfke aşaması gibi uzun süredir takılmış olabileceğiniz bir aşamadır.
  5. Kabullenme aşaması: Kabullenme aşaması yas sürecinin son aşamasıdır. Bu aşamaya geçebilmeniz için tüm evreleri yaşamanız gerekir. Eğer tüm aşamaları yaşadıysanız, öfkenizi ifade etmiş, depresyona girerek ıstırabınızı içinizde tam yaşamışsanız kabullenme aşamasına hazırsınız demektir. Bu aşamada artık yaşadığınız kaybın hayatın bir gerçeği olduğunu derinden hissedersiniz. Bunun olmamış olmasını dilemenin, üzerinde sürekli düşünmenin hiçbir şeyi değiştirmediğini aksine daha da kötüleştirdiğini anlamış olursunuz. Olmuş olmamasını yine dilersiniz, yine içinizde öfke ve acı vardır ancak artık eskisi kadar bu konulara enerji harcamazsınız çünkü kendi yaşamınızı olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramadığını görmüşsünüzdür. Kabullenme aşamasına geçtiğinizde yaşayacağınız temel duygu hüzünlenmektir. Kabullenme yaşadığınız olayı boşvermek anlamına gelmez, sadece duygusal anlamda kaybınızı içinizde kabullendiğinizi hissedersiniz. Olay aklınıza geldiğinde hüzünlenirsiniz, içiniz cız eder ve belki bazen gözlerinizin yaşardığını ya da yalnızken ağlamak istediğinizi hissedebilirsiniz. İnkar, öfke ya da depresyon evresindeki kadar yoğun bir şekilde sıkıntı yaşamazsınız. Kaybınız aklına geldiğinde günlük işlerinizi yapamaz hale gelmezsiniz. Kabullenme aşamasına geçtiğinizde artık gidenlere değil kalanlara daha çok odaklanmaya başlarsınız. Çünkü sadece gidenlere odaklanmanın sonu gelmeyen bir kuyuya düşmek olduğunu anlamışsınızdır. Bu aşamada kaybettiğiniz kişiye yürekten veda edersiniz. Onunla geçirdiğiniz güzel anıları içinizde yaşatırsınız.

Yas sürecindeki aksamalar: Yukarıda da belirtildiği gibi yas sürecindeki bazı takılmalar bu sürecin akışını yavaşlayabilir. Bu takılmalara baktığımızda iki olasılık vardır:

  • Bir yas aşamasında takılarak uzun süre o aşamada kalınır
  • Bir yas aşaması tam yaşanmadan bir sonrakine geçilir

Bir yas aşamasında takılmak sıklıkla görülen bir problemdir ve birçoğunuzun bu yönde sıkıntıları olduğunu gözlemlemişizdir. En çok takılmaların yaşandığı evreler inkar, öfke ve depresyondur. Bu evrelerdeki takılmaların nasıl sonuçlar verdiği ilgili bölümlerde anlatıldı. Bu takılmaların nedenlerine baktığımızda da en önemli nedenin geçmiş olay üzerinde uzun süre düşünme alışkanlığı olduğunu görürüz. Bu alışkanlığı bilinçli olarak geliştirmediniz. Bir kere bu alışkanlığı kazandığınız için de artık istemesenizde aklınıza düşünceler geldiğinde bu alışkanlık doğrultusunda yine hareket ediyorsunuz. Olayı hazmedemediğiniz için kendi içinizde hesaplaşmanızı, sindirmeye çalışmanızın süresini uzun tutmanızdan dolayı özellikle öfke döneminde takılırsınız. Kişiselleştirme, olumluyu geçersiz kılma, tünel bakışı gibi otomatik düşüncelerde eklenince gerçekçi düşüncelere ulaşıp kabullenme evresine girmeniz gecikir. Bir benzetme yapacak olursak yaşadığını olay ve kayıplar bir kolunuza açılan bir yara gibidir. Normalde her bir yarada olduğu gibi bu yarada eninde sonunda kabuk bağlayıp iyileşecektir. Sizin yapmanız gereken yarayı temiz tutmak, pansuman yapmak ve yarayı kurcalamamaktır. Eğer bir aşamada takıldıysanız o zaman otomatik düşüncelerle sürekli düşünme, kendiniz ya da başkalarını sürekli suçlama gibi alışkanlıklarla yaranızla oynuyor, kan akmasına neden oluyorsunuz demektir. Genelde yalnız kalma başaçıkma yöntemini kullandığınız için eski olaylarınızı düşünmek sizin en çok yapabileceğiniz şey haline gelmiş olabilir. Bu nedenle de en çok alıştığınız şey yaranızla oynamak. Bu bir alışkanlık haline geldiği içinde farketmeden kendinizi bu alışkanlığı uygularken bulduğunuz zamanlar oluyor. Düşünmemeye çalıştıkça da daha fazla düşünüyorsunuz ve sıkıntılarınız artıyor. Buraya kadar olan bilgilerden faydalanarak bu konularda daha işlevsel ve işinize yarayan başaçıkma yolları üzerinde bilgi verilmişti. Bu bilgiler ışığında alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz ve yerlerine daha etkili yöntemler koymanız yas sürecindeki tıkanıklıkların açılmasına katkıda bulunabilir.

Diğer bir yas süreci problemi, bir yas aşamasını daha tam yaşamadan bir sonraki evreye geçmektir. Bazı kişiler öfke aşamasını yaşamadan kabullenme aşamasına mantıklarının gücüyle girmeye çalışabilir. Diğer bir türde de öfke aşamasından depresyona geçmeden kabullenmeye geçmeye çalışmaktır. Kişi depresyonun getireceği yoğun üzüntü ve acıyı yaşamak istemez, ‘ağlamak istemez’, ağlamayı bir güçsüzlük işareti olarak algılar. Bu durumda da duygularını tam yaşayamamış olur. Bazıları da depresyon duygularını yaşamamak için kendini mizaha, şakaya vurabilir. Etrafındakileri neşelendirmeye çalışabilir. Yüzünde sahte bir gülümsemeyle içinde yaşadığı acıyla yüzleşmek istemeyebilir. Bu başaçıkma yöntemlerinin hepsinin altındaki iyi niyeti görebilirsiniz. 2. bölümden de hatırlayacağınız gibi başlangıçtaki bilinçli ya da bilinçsiz iyi niyetlerle yapılan başaçıkma yöntemleri aslında sorunun devamına neden olmaktadır. Bu örneklerde de sorunu devam ettiren dezavantaj, duygularını doğal bir şekilde yaşayamamak, ifade edememektir. Bu aşamaları sağlıklı bir şekilde yaşamak doğal bir ihtiyaç ve gerekliliktir. Yas sürecini atlatan kayıplarıyla ilgili yaşadıkları psikolojik problemleri kalmamış kişiler yas sürecinin tüm aşamalarından sırayla geçmişlerdir. O yüzden yaşayabilmenin yollarına bakmak gerekir.

YAS SÜRECİNİN DOĞAL OLARAK TEKRAR AKMAYA BAŞLAMASINA YARDIMCI YÖNTEMLER

Yas sürecini sağlıklı duygusal kabullenme evresine getirebilmek için bu aşamaları uygun şekillerde yaşamak gerekir. Özellikle öfke ve depresyon aşamalarında tıkanıklıklar ya da duyguların yadsınması görülür. Bu yüzden bu aşamalardaki problemleri tesbit edip sürecin önünün açılmasına nasıl katkıda bulunabileceğiniz konusunda aşağıda bazı yöntemler verilmiştir:

  • Öfke aşamasında takılmak: Hangi koşulda ve durumda olunursa olunsun bir kayıp yaşayan kişiler normalde yas aşamalarından geçecektir. İnsanların bu aşamalardan nasıl geçebildiklerine bakıldığında yapılan araştırmalara göre bu kişilerin duygularını yakınlarına ya da arkadaşlarına anlatıp duygusal rahatlamayı yaşayabildikleri, olumsuz otomatik düşüncelerle farkında olmadan işe yaramayan başaçıkma yöntemlerini kullanmadıkları ve günlük hayatlarındaki rutin işlerine olabildiğince çabuk dönmeye çalıştıkları görülmüştür. Sizde çevrenizdeki insanlara baktığınızda bu aşamalardan geçtiklerini görmüşsünüzdür. Sizin aynı şekilde geçememenizin nedenlerini özellikle 1., 2. ve 4. bölümde ayrıntılarıyla tartışmıştık.

Öfke aşamasında takıldıysanız 4. bölümdeki suçluluk duygusuna neden olabilecek otomatik düşünceler kısmını okumanız faydalı olacaktır. Bunun düşüncelerle ilgili nedenleri o kısımda anlatılmıştır. Bu aşamada takılmanın duygusal nedenlerine bakıldığında şu tür olasılıklar bulunabilir:

o       Olayla ilgili olarak bazı somut haksızlık durumlarının olduğunu düşünmek

o       Şehit aileleri gibi kayıp yakınlarının, duygusal nedenlerle kendi öfke aşamalarından ötürü, sizi tamamen duygusal nedenlerle olaydan dolayı suçlaması, sorumlu tutması

o       Olaydan önce kaybettiğiniz kişiyle aranızdaki ilişkide içinize sinmeyen noktaların kaldığını düşünmeniz

o       Siyah beyaz düşünme, felaketleştirme, meli malı şeklinde düşünme gibi otomatik düşüncelerinizin ön planda olması nedeniyle olaydan ve yaşananlardan dolayı kendinizi suçlamanız

o       Olay sırasında doğal olarak yaşadığınız çaresizlik hissini kendi içinize sindirememeniz, kabullenememeniz

o       Duyduğunuz şok ve korku hissi ya da başka nedenlerle olay sırasında pasif kalmanız nedeniyle kendinizden utanmak ve kendinize karşı öfkeli hissetmek

o       Öfke duygusunun size güç verdiğini hissettiğiniz için bu güçlülük halini farkında olmadan devam ettirme isteği. Bir sonraki aşamadaki depresyon evresine geçmeyi güçsüzlük olarak algılamak

  • Depresyon aşamasında takılmak: Uzun süre öfke aşamasında yaşadığınız takılmalar depresyon aşamasında uzun süre kalma ile devam edebilir. Uzun süre kendinize ya da başkalarına duyduğunuz öfke belirli bir zaman sonra enerjinizin tükenmesine neden olur. Eğer öfke dönemini çok hararetli yaşadıysanız depresyon döneminde de o kadar çok yorulmuş olursunuz. Bu aşamada öfkenizden ziyade depresyonunun eskisine göre daha ön plana çıkar. Eğer sizde 4. bölümde anlatılan depresyon ve umutsuzluğa neden olabilecek otomatik düşüncelerde varsa o zaman depresyon döneminde uzun süre takılmış olabilirsiniz. 2. bölümde anlatılan yalnız kalma, hareketsiz bir yaşam sürme gibi başaçıkma yöntemlerinin de etkisiyle daha çok kendi kabuğunuzda yaşamanın etkisiyle yorgunluk, dalgınlık, donukluk, cansızlık, anlamsızlık ve boşluk hissi gibi durumlar yaşayabilirsiniz. Sıkıntılarınıza ve kayıplarınıza bilinçli ya da bilinçsiz sık sık odaklanmanın ve olumsuz otomatik düşüncelerin etkisiyle umutsuzluk duyguları içine girebilirsiniz.

Öfke ve depresyon aşamalarında takılma durumunda yapılabilecek bir çok şey vardır. Bu eğitim notlarının temel hedefi de budur. Bu yüzden bu yas aşamalarından sağlıklı duygusal kabullenme aşamasına doğru ilerleyebilmenizde eğitim notlarının tümünden öğrenebileceğiniz şeyler vardır.

Yasın doğal sürecinin etkisini anlamak

Yaşadığınız olayda yakın bir kaybınız varsa bu durumda yas süreci içinde olduğunuz tartışıldı. Şu anda içinde bulunduğunuz durumda da yas sürecini yaşıyorsunuz. Sizin için problem, yasın son aşaması olan sağlıklı duygusal kabullenme aşamasına büyük ihtimalle henüz geçmemiş olmanız. Şu durumda öfke, depresyon ya da bu ikisi arasındaki geçiş evresindesiniz. Bu yüzden yaşadığınız sıkıntılara bir de bu gözle bakmanız problemlerinizin nedenlerini daha iyi anlamanıza katkıda bulunacaktır. Böylece düzelmeyeceğinize yönelik olumsuz otomatik düşüncelerinizin sıklığı da azalabilir. Aşağıda bu yönde bazı tavsiyeler bulunmaktadır:

  • Öfke aşamasında takıldığınızı farketmişseniz bu durumda bilmelisiniz ki öfkeniz ön planda olabilir. Bu demek oluyor ki olaylara daha duygusal açıdan bakabilirsiniz. Bu duyguda ağırlıklı olarak öfke olacaktır. Yani birçok şeye öfkelenmenize neden olan, öfkelenilecek şeylermiş gibi gösteren bir gözlüğünüz vardır. Bu öfke bazılarınızda ağırlıklı olarak diğer insanlara, bazılarınızda ağırlıklı olarak kendinize, bazılarınızda da hem kendinize hem de diğerlerine yönelecektir. Dolayısıyla kendinize ya da diğerlerine yönelik öfke duymanız aslında gerçekte bu yoğunlukta ve sıklıkta öfke duymanız gerektiği anlamına gelmemektedir. ‘Ben eskiden böyle değildim, tahammül sınırlarım çok düştü. Daha çabuk sinirleniyorum’ cümlesi sizin için uygunsa burada ne denilmek istenildiğini daha iyi anlayacaksınızdır. Yani normalde öfkelenilmeyecek ya da %30 şiddetinde öfkelenilecek şeylere %90 şiddetinde öfkelenmeniz durumunda bunun asıl sebebi olayların ya da insanların kendisi değil sizin öfke aşamasında olmanızdır. Hem kendinize hem de diğerlerine bakış açınız öfke süzgecinden geçiyordur. Olayı hatırladığınız durumlarda da öfke döneminde olduğunuzdan dolayı bu öfkeyi kendinize yöneltebilirsiniz. Bu yüzden olayı düşündüğünüzde kendinize öfke duymanız, suçlamanız, savcı rolünde geriye bakarak düşündüğünüz suçluluğunuzu kendi kendinize ispat edecek deliller bulmanız sizin olayla ilgili suçlu olmanızdan değil öfke aşamasında ağırlıklı olarak duygularınızla düşünmenizden dolayıdır.  Alttan alta hissettiğiniz acı duygular ve inkar aşamasının etkisiyle olayın olmuş olmasını dilemeniz, öfke aşaması ile birleştiğinde bir sorumlu arama ve ona öfkenizi ifade etme arayışına dönüşmektedir. Bu doğal arayış sonucu kendinizi suçlamaya başlamış olabilirsiniz. Kendinizi suçlu gibi hissedebilirsiniz. Bu noktada üzerinde durmanız gereken gerçekçi düşünce şöyle olabilir: ‘Öfke aşamasında olduğum için kendimi suçlama eğilimindeyim. Aslında somut şeylere baktığımda karşı kanıt anlamında suçlu olmadığıma yönelik bir çok şey var. Dolayısıyla kendimi suçlu olarak düşünmem suçlu olduğum için değil öfke aşamasında olduğum için’.  Dolayısıyla, bariz bir şekilde suçlu hissetmenizi gerektiren bir davranış bulunmadığı sürece (teröriste istihbarat vermek gibi) kendinizi suçlu olarak hissetmeniz öfke aşamasının kendinize yönelmesi nedeniyledir. Bunu kendinizi suçladığınız otomatik düşünceleriniz geldiği zaman kendinize hatırlatmanız, gerekirse bir başaçıkma kartına yazmanız öfke aşamasında sonraki aşamaya geçmenizi hızlandırmakta faydalıdır.
  • Depresyon aşamasında takıldığınızı farketmişseniz bu durumda bilmelisiniz ki depresyonunuz, tükenmişliğiniz ve umutsuzluğunuz ön planda olabilir. Bu demek oluyor ki olaylara daha duygusal açıdan bakabilirsiniz. Bu duyguda ağırlıklı olarak yetersizlik, boşluk, anlamsızlık ve umutsuzluk olacaktır. Yani birçok şeye bakarken olumsuz, ters giden yönlerine odaklanabilirsiniz. Sahip olduklarınıza değil genelde sahip olmadıklarınıza, kaybettiğiniz şeylere odaklanırsınız. Eski yaşamınızla şu andaki yaşamınızı karşılaştırıp hüzünlenebilirsiniz. Yaşamınızdaki her şeyi, dünyayı kötülükler, umutsuzluklar, imkansızlıklarla dolu olarak gösteren bir gözlüğünüz vardır. Depresyon aşaması başlangıç itibariyle aslında enerjinizi daha fazla harcamamanız için kendi içinize çekilmenizi amaçlar. Böylece toparlanmaya çalışırsınız. Başka şekilde insanların sizin üzerinize düşmelerini sağlayamadıysanız depresyonda kendi kabuğunuza çekilmeniz bunu sağlamış olabilir. Bu aşamada en çok yaşayacağınız duygular yetersizlik, kendinize saygınızın azalması, anlamsızlık, boşluk duygusu ve umutsuzluktur. Bunları yoğun bir şekilde yaşadığınızda bilmelisiniz ki bunların asıl nedeni yas aşamalarından depresyon aşamasında olmanızdır. 4. bölümde anlatılan olumsuz otomatik düşüncelerinizde varsa bu depresyon ve umutsuzluk duygularınızı daha yoğunlaştırmış olursunuz. 2. bölümdeki başaçıkma yöntemleriniz de depresyonunuzun uzamasını sağlıyor olabilir. Dolayısıyla depresyonunuza bu sebeplerden dolayı anlayış göstermeniz ve kendinizi aşağılayıp eleştirmemeniz kabullenme aşamasına geçmenizi hızlandıracaktır.

Not: Yukarıda anlatılan durumların sizinle benzer olaylar yaşamış tüm kişilerde belirli oranlarda var olduğunu belirtmeliyiz. Yukarıdaki şekillerde duygularınızın ve yas sürecindeki öfke ve depresyon aşamalarının etkisinde kalmanın, kendini duygusal düşünerek suçlamanın sık karşılaştığımız bir durum olduğunu görmekteyiz. Yani bu konuda yalnız değilsiniz. Sizinle benzer durumda olan birisini tanıyorsanız onunla bu konularda sohbet etmeniz, içinde bulunduğunuz durumu anlamanızda faydalı olabilir.

Yasın getirdiği duyguları yaşamak ve ifade etmek

Yas aşamalarını sağlıklı bir şekilde yaşamak doğal bir ihtiyaç ve gerekliliktir. Yas sürecini atlatan, kayıplarıyla ilgili yaşadıkları psikolojik problemleri kalmamış kişiler yas sürecinin tüm aşamalarından sırayla geçmişlerdir. Daha öncede değinildiği gibi kabullenme aşamasıyla birlikte geriye kaybedilen kişinin ya da kişilerin hüzünleri kalır. Yaşadıkları kayıplarla ilgili psikolojik problemleri devam etmeyen kişilerin bir özelliğinin bu duygularını ifade edebilecekleri kişilerin çevrelerinde olduğu ve iletişime geçildiği, ‘içlerini dökebildikleri’ bilinmektedir. Bu yüzden yas aşamalarından geçerken, özellikle de depresyon aşamasındayken, aşağıdaki tavsiyeleri uygulamanız duygularınızı yaşamanız ve ifade edebilmeniz konusunda yardımcı olabilir:

  • Sizi bölmeden ve yargılamadan dinleyebileceğinizi düşündüğünüz bir yakınınız, eşiniz veya arkadaşınıza yaşadığınız olayları, duygularınızı ve olayla ilgili düşüncelerinizi anlatmanız yas sürecinde ilerlemenizi, tıkanıklıkların açılmasını kolaylaştırabilir. Çevrenizde böyle birinin olmadığını düşünüyorsanız bir psikologtan bu konuda destek alabilirsiniz.
  • Kendinizi ifade etme konusunda diğer bir yöntemde yazmaktır. Yaşadığınız olayları, duygularınızı ve olayla ilgili düşüncelerinizi bir yere ayrıntılarıyla yazmanız da duygularınızı bastırmadan yaşamanızı ve ifade etmenizi sağlayabilir.
  • Kaybettiğiniz kişi ile ilgili duygularınızı ve düşüncelerinizi yazmayı deneyebilirsiniz. Eğer söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şeyler varsa bunları yazmanız çok faydalı olabilir. Bunu bir mektup şeklinde yazabilirsiniz. Bazı kişiler kaybettikleri kişilerin mezarlarına giderek mezar başında kendi duygu ve düşüncelerini onlara söylemelerinin kendileri için çok önemli bir deneyim olduğunu, bunu yaptıktan sonra kabullenme evresine doğru ilerleyebildiklerini fark ettiklerini söyler.
  1. bölüm ile ilgili önemli not: Bu bölümün temel amacı yas ile ilişkili duygularınızı anlamanıza katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu duygularınızın etkileriyle başaçıkmakta en önemli iki araç zaman ve diğer insanlardır. Bu yüzden bu bölümde ifade edildiği sizi yargılamadan dinleyebileceğini düşündüğünüz insanlarla yaşadıklarınızı, duygularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmanız, ‘içinizi dökmeniz’ iyileşme sürecinizi hızlandıracaktır. Yas ve ilişkili duygularınızın etkilerini daha iyi anlamak ve bu konuda çalışmak için bu konuda uzman olan bir psikologla görüşmeler yapmanız faydalıdır. Özellikle de EMDR denilen bir psikoterapi yöntemi travmalarla ilişkili duyguları ele almada oldukça etkili sonuçlar vermektedir.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

 

Askeri kökenli travma sonrası stres bozukluğu yaşayan gazi ve malüllere yönelik eğitim programı: 4. Bölüm
Askeri kökenli travma sonrası stres bozukluğu yaşayan gazi ve malüllere yönelik eğitim programı: 6. Bölüm

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir