Yaşamınız Ne Dadar Dengeli? – 3: ‘İlişki Alanı’

Yaşamımızın ikinci alanı ‘İlişki’ alanıdır. Bu alandaki temel ihtiyaçlarınız sevmek, sevilmek, iyi olduğunuzu bilmek, onaylanmak, insanlarla ve dünyayla ilişki kurmaktır. İlişki alanına ne kadar enerji harcadığınızı anlamak için aşağıdaki soruları kendinize sorabilirsiniz:

Ailemle ilişkilerim nasıl?

Birbirimize sevgi duyuyor, kabulleniyor ve bunu gösterebiliyor muyuz?

Birlikte kaliteli vakit geçiriyor muyuz?

Aramızdaki iletişim ne durumda?

Eşimle-Partnerimle ilişkim nasıl?

Birbirimizi anladığımızı düşünüyor muyuz?

Birbirimize sevgi duyuyor, kabulleniyor ve gösterebiliyor muyuz?

Tartışmalar yaşadığımızda bunu nasıl çözüyoruz?

Aramızdaki iletişimin kalitesi nedir?

İnsanlarla ilişkilerim nasıl?

Sosyal anlamda birlikte vakit geçiriyor muyum? Yoksa genelde yalnız mı vakit geçiriyorum?

Arkadaş çevrem ne kadar geniş? Yakın hissettiğim ve vakit geçirdiğim arkadaşlarım var mı?

Kendi duygularımı paylaşabildiğim, yeri geldiğinde içimi dökebildiğim, beni anladığını düşündüğüm arkadaşlarım var mı?

Çevremle, içinde bulunduğum dünya ile ilişkim nasıl?

Bir çiçeğin kokusu, bir bebeğin gülümsemesi vb. yaşam güzellikleri ile ilişki kuruyor, bunları farkediyor muyum?

Dış dünya ile genelde temas halinde olduğumu söyleyebilir miyim? Yoksa genelde kendi kabuğumda mı yaşıyorum?

Bana zevk veren aktivitelerle, hobilerle vb. uğraşıyor muyum?

Diğer şeylerle olan bu bağlantımın yarattığı coşku ve dinginliği deneyimliyor muyum?

Bu dünyada sevilebilecek bir insan olduğumu düşünüyor ve bunu iliklerime kadar hissedebiliyor muyum?

Bu ve benzeri sorularla çevrenizdeki insanlar ve diğer her şeyle olan ilişkinizi gözden geçirmeye çalışın. Bu alana ne kadar enerji yatırıyorsunuz? İlişkileriniz sizin için ne kadar tatmin edici? İlişki ihtiyacı hissediyor musunuz?

Daha önce de belirttiğim gibi toplumumuzda ilişki alanına ayrılan enerji diğer alanlara göre yüksektir. Özellikle doğu kültürünün etkisinde olan anadolu kentlerimizde akrabalık bağları üzerinden ilişki alanına yoğun bir enerji harcanır. Sık sık ev ziyaretlerinin yapılması, sohbet konularının tanınan insanların yaşadıkları üzerine kurulması, geniş aile yapıları, çocukların yetişkinlik zamanlarında bile anne baba ile oldukça yakın bir bağ içinde olması ilişki alanına verilen örneklerdendir. İlişki alanına verilen bu önem insanların sosyal destek almasını, yalnız hissetmemesini sağlamaktadır. Ayrıca sosyal becerilerin artması, anlayış ve sevgi deneyiminin yaşanması kolaylaşmaktadır. Ancak ‘azı karar fazlası zarar’ prensibi burada da geçerlidir. İlişkiye bu kadar önem veren kişilerde bireyselleşme zor olmaktadır. Ayrıca ilişkide olan diğer insanlarında bireyselleşmesi, özgür iradesi doğrultusunda hareket etmesi tasvip edilmez. Bir aradalık vardır ve bunun bozulması istenmez. Bunun yanında diğerleri üzerinden kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak bu alana fazla enerji harcamakla ilişkilidir. Dolayısıyla ilişkilerde bağımlı davranışlar gözlenebilir. Terkedilme, onaylanmama, dışlanma korkusu bağımlı davranış yapılarının tipik özelliklerindendir. Bundan dolayı ilişki alanına fazla enerji harcandında da problemler yaşanabilmektedir çünkü ihtiyaçların genelde tek tatmin deposu ilişkiler olarak görülür. Örneğin, yakın ilişkilerinde ilişki alanına çok enerji veren birisi beden ve başarı gibi diğer alanlara tam enerji harcayamayacaktır. Dolayısıyla örneğin başarı alanının kazandırabileceği özgüven ihtiyacını hep ilişkilerinden elde etmeye çalışacak bu yüzden de diğerlerine bağımlı kalacaktır. Bu durumda kişi tam ve kararlı bir özgüven duygusunu deneyimleyemeyecektir. İlişki alanına fazla enerji harcanması sonucu sosyal fobi, depresyon, bağımlı kişilik sorunları gibi problemler ortaya çıkabilir.

İlişki alanına çok enerji harcamanın yanında az enerji harcamakta problemlere neden olabilir. Avrupa ülkelerinde yaşayan batı kültüründeki insanların yaşadıkları sosyal izolasyon, yalnızlık, yüzeysel ilişkiler bu alana az enerji harcandığının göstergelerdir. İlişki alanına az enerji harcanmasının diğer bir sonucu da dünyada bir çok ülkede görülen ergenlik sorunlarının artışıdır. Günümüzde ergenlik çağındaki gençlerin eskisine göre daha agresif, asi ve sorumsuz olarak nitelendirilebilecek davranışlara sahip olduğunu hepimiz gözlemliyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden biride çalışan anne babanın çocuklarına onların bekledikleri ilgi ve özeni gösterememeleridir. Ayrıca kuşak çatışması nedeniyle çocuklarıyla nasıl ilişki kuracaklarını bilmemelerininde bunda payı vardır. Sonuç olarak çocuklar anne babalarıyla ve daha sonra çevreleriyle derin bir ilişki kuramamakta ve enerjilerini bu sefer beden alanına yoğunlaştırmaktadır. Bu durumda başarı, ilişki ve maneviyat-anlam alanları geri plana itilmektedir. İlişki alanının tatmin edici bir düzeyde olmamasından dolayı kişi kendini sevilebilen, bir insan olarak saygı duyulan ve değer verilen birisi olarak deneyimleme kaynakları kısıtlanır. Eğer bu alana yeteri kadar enerji ayırmazsanız kendi varlığınızı sevmeniz ve sevilmeye layık olduğunuzu içinizde hissetmeniz konusunda problemler yaşayabilirsiniz.

İlişki alanı sadece insanlarla kurulan ilişkileri kapsamaz. Dış dünyanın içindeki herşeyle kurduğunuz ilişkide bunun içindedir. Bir çiçek gördüğünüzde kokusunu koklamanız ve zevk almanız, güneşin batışını izlemeniz ve huzur duygusunun içinize aktığını deneyimlemeniz, sokakta yürürken bir bebeğin gülümsemesi gibi küçük ayrıntılara dikkat etmeniz, bir hobiniz varsa o hobiyi icra ederken, o aktiviteyle temas halindeyken yaşadığınız haz ve birliktelik… Bunların tümü ilişki içinde olduğunuzu, dolayısıyla ilişki alanına değer verdiğinizi gösterir. Depresyonun bir nedenin de sürekli kendine odaklanıp dış çevrenin bütününü gözardı etmek olduğunu biliyor musunuz? Dolayısıyla depresyona girmemek için zaman zaman beden alanınızın dışına çıkıp kendinizin dışındaki şeylere kendinizi bırakabilmelisiniz.

İlişki alanı ile ilgili söylenebilecek daha birçok şey var. Genelde terapiye gelenlerin çoğu özellikle bu alanda yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle başvurmuşlardır. İlişki alanına ayıracağınız enerjiyi nasıl dengeleyebileceğiniz ve insanlarla nasıl sağlıklı ilişki kurabileceğiniz konusunda daha fazla bilgi almak için ilişkilerle ilgili makalelerimden faydalanabilirsiniz. Bunun yanında ilişki alanınızı dengeleme doğrultusunda bazı küçük tavsiyeler verebilirim:

  1. Aileniz, yakın ilişkiniz ya da arkadaşlarınızla ortak deneyimlerinizin olmasına özen gösterin
  2. Ne hep yalnız kalma ne de hep diğer insanlarla birlikte olma tarafında sürekli kalın. Yani zaman zaman yalnız zaman zaman birlikte olmak daha iyidir
  3. İnsanlarla olan ilişkilerinizi olumsuz etkileyen davranışlarınız varsa (öfke patlaması, bağımlı davranışlar vb.) bu konuda bir şeyler yapın, gerekirse bir uzmandan destek alın
  4. Sevilme ve onaylanma deneyimini yaşayabilmeniz ve bunları kendinize çekebilmeniz için sizde diğer insanları sevip onaylamaya çalışın
  5. İşinizle özel hayatınızı dengelemeye çalışın. Her ne kadar yorgun bir şekilde eve gelseniz de ilişki alanına ayıracağınız enerjiyi biraz artırmanız sizin bu yorgunluğu üzerinizden atmanıza yardımcı olabilir
  6. Diğer insanların yanında dış dünya ile de temas içinde olmaya çalışın. Bir hobi edinin, farklı aktiviteler içine katılmaya çalışın. Zaman zaman kendi kabuğunuzun dışına çıkın

Üçüncü yaşam alanı ‘Başarı ve Kontrol’ dur…

Uzm. Psk. Cem Gümüş

 

Bkz. https://www.cemgumus.com/yasaminiz-ne-kadar-dengeli-4-basari-kontrol-alani/

 

Kaliteli Yaşam Danışmanlığı ve Travma Terapisi/EMDR özel çalışma alanlarımdır.

Psikolojik güçlükler ve kişisel gelişime yönelik birçok içerik (kitap ve online eğitimler vb.) paylaşıyorum.

İçeriklere ulaşmaya başlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendinin Terapisti Ol Kitabı

psikolog kitapları öneri kendinin terapisti ol

Daha Kaliteli Bir Yaşam İçin
4 Basamaklı Uyan Yöntemini
Nasıl Kullanabileceğinizi Öğrenin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir