Sık Sorulan Sorular

Bu bölümdeki sorular nasıl çalıştığımla ilgili en sık karşılaştığım sorulardan bazılarını içermektedir.

Psikoterapi nedir?

Çok kısaca tanımlanacak olursa psikoterapi bir uzman eşliğinde konuşma yoluyla sorunları aşma sürecidir. Konuşma yoluyla bir diğerine yardım etmek aslında günlük hayatta insanların sıklıkla birbirlerine yaptığı bir şeydir. Psikoterapi ise daha farklı ve özel bir aktivitedir.

1. Danışan-terapist arasında güvene dayalı bir ilişkinin bulunduğu,

2. Açık ve kaliteli bir iletişimin kurulduğu,

3. Problemi açıklama ve çözüm yollarının psikolojik teorilere dayandığı,

4. Kişiyi bütünsel olarak geliştirmeye odaklanan,

5. Danışanın mevcut koşullarındaki ihtiyaçlarına uygun şekilde yardım etmek ve zarar vermemek konusunda özel olarak eğitim görmüş bir uzmandan alınan,

6. Belirli bir ücretlendirme ile profesyonel olarak, belirli bir düzenliliğe göre yürütülen bir süreçtir.

Psikoterapinin etkinliği nelere bağlıdır?

Psikoterapinin başarısının,

%40′ının danışanın/hastanın azmine, motivasyonuna, mantıklı düşünme kapasitesine, kişilik özelliklerine ve içinde bulunduğu çevre koşullarına,

%15′inin danışanın psikoterapiden olumlu beklentiler içinde olmasına,

%30′unun terapist-danışan arasındaki terapi ilişkisinin kalitesine,

%15′inin ise psikoterapide kullanılan tekniklere bağlı olduğu görülmektedir.

Etkili bir psikoterapi sürecinde tüm bu etkenler gözönünde bulundurulmalıdır.

Sizin kullandığınız psikoterapi yaklaşımı nedir?

Her bir psikoterapi yaklaşımının kendine özgü güçlü yanları olduğundan dolayı çalıştığım tüm problem türlerinde de birkaç psikoterapi yaklaşımını tutarlı bir çerçevede bir arada kullanıyorum. Aşağıdaki listede kullandığım terapi yaklaşımlarının güçlü olduğunu gördüğüm özelliklerinin neler olduğunu ve neden kullanıyor olduğumu inceleyebilirsiniz.

  • Pozitif Psikoterapi ve Pozitif Aile Terapisi: Karmaşık problemleri derinlemesine analiz edebilme, diğer terapi yaklaşımlarını kapsayıcı tutarlı bir çerçeve sunma, anlaşılır bir dil kullanılması, kültürel farklılıkların etkisini terapide görmeyi sağlaması, insana ve problemlere pozitif bir bakış açısıyla bakarak umut hissini güçlendirmesi, danışan-terapist ilişkisine olumlu katkı
  • EMDR: Geçmişte yaşanmış rahatsız edici travmatik yaşantıların olumsuz etkilerini güvenli ve rahat bir şekilde azaltmada etkili bir yol sağlaması, farkında olunmayan -bilinçdışı- problemlere ulaşmayı kolaylaştırması, duygusal tıkanıklıkları gidermede yardımcı olması
  • Bilişsel Davranışçı Terapi: Düşünce ve davranış alışkanlıklarını etkili bir şekilde ele alıp değiştirme yolunda güçlü beceriler içermesi
  • Motivasyonel Görüşme: Değişim konusunda danışanın motivasyon düzeyini artırmayı sağlaması, problemi kabullenmekte zorlanan kişilerin farkındalık düzeyini artırarak problemi kabullenme sürecine hazırlaması

Psikoterapiye başlamak isterim ama şu anda böyle bir şeye hazır olup olmadığımdan emin değilim. Öneriniz nedir?

Hepimiz yaşadığımız problemlerle ilgili olarak bir uzman desteği almanın faydalı olabileceğini düşünürüz. Örneğin, yeni tanıştığım ve psikolog olduğumu öğrenen herkes neredeyse istisnasız bir şekilde kendisininde psikoterapi desteğine ihtiyacı olduğunu söylemektedir. Ancak birçok kişinin uzun bir süre bu konuda beklediğini ve artık yaşadığı semptomlardan duyduğu rahatsızlığın psikoloğa gitme konusundaki tereddütün önüne geçtiği bir dönemde psikoterapiye başvurduklarını görmekteyim. Bu konuda da anlayış gösteriyorum çünkü doğamızda acılardan uzak durmak var.

Hayatımızda tıkanmışlık hissettiğimiz zaman bu konuda kendi içimizde utanç ve yetersizlik hissedip diğer insanların bu tür sorunları hiç yaşamadığını zannedebiliriz. Bu yetersizlik hissi bir uzmandan yardım alma konusunda tereddütlere neden olabilir. Her geçen gün tekrar tekrar şahit olduğum şey aslında herkesin özünde birbirine benzer türde içsel sıkıntılar yaşadığı ancak bunu diğerlerinden iyi bir şekilde de gizlediği gerçeğidir.

Daha iyi hissetme konusunda aktif bir adım atmak için hazır hissediyorsanız ya da bir uzmana başvurma konusunda sormak istediğiniz konular varsa iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz.

Hangi tür durumlardaki kişileri görüyorsunuz?

En sık gördüğüm problem türleri kronik stres (depresyon, panik bozukluk, sağlık kaygısı, sosyal fobi, kendine güven eksiklikleri, çift-aile problemleri, sinirlilik ve öfke kontrolü problemleri), travma sonrası stres ve cinsel işlev bozukluklarıdır.

Size başvurmamın uygun olup olmadığını nasıl anlayabilirim? Yaşadığım problemler bir psikoloğa gitmemi gerektirecek kadar büyük olmayabilir.

Psikolojik sağlık ile ilgili problemler aşağıda gördüğünüz üç ana kümeye ayrılabilir. Listedeki ilk iki grup en sık gördüğüm ve deneyim sahibi olduğum danışan grubudur. Siz de bu gruplardan birinde yer alıyorsanız psikoterapi için başvurabilirsiniz.

1. Bazı psikolojik güçlükleri olan sağlıklı insanlar. Bu kişiler kişilerarası iletişim çatışmaları, kendine güven problemleri ve hayatlarında olmasını istediği şeyleri gerçekleştirememe problemleri gibi güçlükler yaşamaktadırlar. Bu gibi durumlarda psikoterapi desteği kişisel gelişim ya da kişinin potansiyelini daha iyi kullanmasını sağlama amacıyla düşünülebilir.

2. Psikolojik güçlüklerin yaşamı rahatsız edici düzeyde etkilediği ve engelleyebildiği kişiler. Depresyon, kaygı problemleri, sinirlilik, psikosomatik bozukluklar (psikolojik kaynaklı fiziksel hastalıklar), cinsel işlev bozuklukları vb. problemler karşısında aktif olarak psikoterapi desteği almak faydalı olabilir.

3. Daha ciddi düzeyde psikolojik problemleri olan kişiler. Bu gruptaki psikolojik problemler arasında şiddetli depresyon, ileri derecede obsesif kompulsif bozukluk (takıntılı düşünce ve davranış), şizofreni vb. psikotik bozukluklar, bipolar bozukluk, alkol-madde bağımlılığı yer almaktadır. Bu tür problemler yaşayan kişilerin öncelikle bir psikiyatriste başvurarak ilaç tedavisi alıyor olmaları gerekmektedir. Psikiyatristin yönlendirmesiyle birlikte ilaç tedavisine bireysel ya da grup psikoterapi desteğini de eklemek hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmayı sağlayabilmektedir.

Her psikoterapist aynı şekilde mi yardımcı olur?

Temelde psikoterapi eğitimleri almış uzmanlar genelde benzer ilkelere göre danışanlarına yaklaşırlar ancak yaklaşım şekilleri, teknikleri, bilgilerini uygulamaya dökme yetkinlikleri ve becerileri birbirinden farklıdır. Psikoterapi hem bir bilim hem de bir sanat olarak kabul edilmektedir.

Neden ‘hasta’ değilde ‘danışan’ kelimesini kullanıyorsunuz?

Bu konu uzmanlar arasında uzun yıllardır tartışılan ve ortak bir görüşe tam olarak varılamamış bir konudur ancak birçok psikoterapist ‘hasta’ yerine ‘danışan’ kelimesini tercih etmektedir. Çünkü hasta kelimesi her problem türüne ve şiddetine uymamaktadır. Ayrıca terapi sürecinde danışanların da aktif olmalarından dolayı tıptaki klasik doktor-hasta ilişkisinden farklı bir durum bulunmaktadır.

Psikoterapi ne kadar sürmektedir?

Psikoterapinin ne kadar süreceği yaşadığınız problemin türüne, şiddetine, terapiden elde etmek istediğiniz amaçlarınıza, ilerleme hızınıza ve çabalarınıza da bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bazı danışanlar için 8-12 görüşme yeterli olurken bazıları da daha derinlemesine bir çalışmayı altı ay ya da daha fazla  bir süre devam ettirmek isteyebilmektedir. Psikoterapinin başında bu konu açık bir şekilde konuşularak terapiden elde etmek istediğiniz hedeflerinize göre planlanmaktadır.

Psikoterapiye başlamak isterim ama şu anda böyle bir şeye hazır olup olmadığımdan emin değilim. Öneriniz nedir?

Hepimiz yaşadığımız problemlerle ilgili olarak bir uzman desteği almanın faydalı olabileceğini düşünürüz. Örneğin, yeni tanıştığım ve psikolog olduğumu öğrenen herkes neredeyse istisnasız bir şekilde kendisininde psikoterapi desteğine ihtiyacı olduğunu söylemektedir. Ancak birçok kişinin uzun bir süre bu konuda beklediğini ve artık yaşadığı semptomlardan duyduğu rahatsızlığın psikoloğa gitme konusundaki tereddütün önüne geçtiği bir dönemde psikoterapiye başvurduklarını görmekteyim. Bu konuda da anlayış gösteriyorum çünkü doğamızda acılardan uzak durmak var.

Hayatımızda tıkanmışlık hissettiğimiz zaman bu konuda kendi içimizde utanç ve yetersizlik hissedip diğer insanların bu tür sorunları hiç yaşamadığını zannedebiliriz. Bu yetersizlik hissi bir uzmandan yardım alma konusunda tereddütlere neden olabilir. Her geçen gün tekrar tekrar şahit olduğum şey aslında herkesin özünde birbirine benzer türde içsel sıkıntılar yaşadığı ancak bunu diğerlerinden iyi bir şekilde de gizlediği gerçeğidir.

Daha iyi hissetme konusunda aktif bir adım atmak için hazır hissediyorsanız ya da bir uzmana başvurma konusunda sormak istediğiniz konular varsa iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz.