Aylar: Şubat 2011

Yaşamınız ne kadar dengeli? – 1: Giriş

Nasıl ki sebze, meyve, et vb. gıdaları dengeli bir şekilde tüketmek bedensel sağlığınız için önemliyse aynı şekilde yaşamınızın tümünde dengeyi göz önünde bulundurmanız da psikolojik sağlığınız için çok önemlidir. Yaşamınıza nasıl denge getireceğiniz konusunu birkaç makalede anlatırken benim oldukça önem verdiğim ‘Pozitif Psikoterapi’ yaklaşımının denge prensibinden faydalanacağım.

Devamı

Psikologlarla ilgili önyargılar

Psikologlarla ilgili olarak özellikle dizi ve filmlerin etkisiyle psikologlara karşı olumsuz bir önyargının gelişmiş olduğunu gözlemlemekteyim. Her ne kadar bu önyargılar azalmaya başlasa da insanların halen psikologların yaptıkları iş hakkında yanlış bilgilere sahip olduklarını gözlemliyorum.

Devamı

Kaliteli bir uyku için gereklilikler

  1. Her sabah aynı saatte kalkmaya çalışın, Dinlenmek amacıyla uyumaya devam etmek dinlendirici olmadığı gibi uyku ritmini de bozabilmektedir.
  2. Yatış saatinin de aynı saatlerde olması önemlidir. Böylece uyku alışkanlığı edinilmeye çalışılır.
  3. Gündüz uykularını uyumamaya çalışın. Gündüz uykuları doğal uyku ihtiyacı borcunu biraz karşılar ancak bu uykular gece uykusu kadar dinlendirici olmaz. Ayrıca uyku borcu biraz karşılandığı için gece uyumak daha zor olur, uyanıklık uzun süre devam edebilir.
  4. Düzenli fiziksel egzersiz yapmaya çalışın, böylece gece uyku hormonları daha hızlı salgılanabilmektedir. Bunun yanında egzersizler özellikle akşamüzeri tavsiye edilmekle beraber, yatma saatinden 3–4 saat öncesine kadar fiziksel yorucu aktivitelerden kaçınılmalıdır.
  5. Yatak odası aşırı ses, ışık, ısı yönünden korunmuş olmalıdır.Çünkü bunların fazla olması uykuya dalmanızı zorlaştırır.
  6. Yatak odası uyku ve cinsel yaşam dışında farklı amaçlarla kullanılmamalıdır. Beyninizin uykuya şartlanması için bu önemlidir.
  7. Uyku saatine yakın (yatmadan 2 saat öncesine kadar) yemek yememelidir. Aksi takdirde sindirim sistemi enerji harcamak zorunda kalır, ayrıca şişkinlik tarzı rahatsızlık hisleri oluşur.
  8. Yatma saatinden en az 6 saat öncesine kadar kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınılmalıdır.Bu maddeler enerji ve uyanıklık düzeyinizi artırır dolayısıyla uyku hormonlarının salgılanmasını engellemektedir.
  9. Gece uyunamadığında yatakta uyumak için kendinizi zorlamayın. Bu durumda kalkın ve oyalanacak bir şeyler bulun. Uyku hormonları gece boyu arttıkça daha çok uykulu hissetmeye başlarsınız.
  10. Yatmadan önce solunum egzersizi gibi gevşeme teknikleri kullanılabilir. Bu teknikleri özellikle kabus gördükten sonra uyandığınızdakullanmanız, gevşeyerek tekrar uykuya dalmanızda yardımcı olabilir.
  11. Yukarıda ifade edilen tavsiyeler sağlıklı bir uyku alışkanlığını kazanmanız içindir. Uykusuzluğunuzun diğer bir nedeni de yaşadığınız olaylarla ilgili tekrar tekrar aklınıza gelen, içinize sindiremediğiniz deneyimleriniz ile ilgili düşünceleriniz olabilir. Bu düşüncelere odaklanmak sizde stres tepkisine neden olarak uykuya dalmanızı güçleştirebilir. Bu durum bir süredir devam ediyorsa bir psikolog ya da psikiyatristten destek almayı düşünebilirsiniz.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

 

Bkz. Depresyon ve Mutsuzluk

 

Psikologların mesleki problemlerine somut çözüm önerileri

(Not: Psikologlara yönelik olarak yazılmıştır)

Meslek alanımızda son zamanlarda yaşanan problemleri düşündüğümde aklıma danışanlarımın kendi problemleri karşısında yaşadıkları durum geliyor… Problemlerinin çok boyutluluğu ve karmaşıklığı, neresinden tutacaklarını bilememeleri, bunalmışlıkları, hayallerine istediği şekilde ulaşamamanın yarattığı hayal kırıklıkları, öfkeleri ve zamanla oluşan çaresizlik ve kayıtsızlık duyguları…

Devamı

Depresyon ve Mutsuzluk

‘Psikoloğa geldiği zaman iki aydır ağır depresyon geçiren Bayan N.  38 yaşında bir tekstil işçisiydi. 3 çocuk annesi olan Bayan N., üç yıl önce kötüye giden ekonomik koşulları yalnızca kocasının aldığı maaşla geçinilemeyecek duruma gelince çalışmaya başlamıştı. Ancak psikoloğa gelmesinden yedi ay önce işten çıkarıldı ve ailesinin ekonomik dengesi bozuldu. Parayla ilgili varolan endişeler eşiyle tartışmalara yol açtı. Tartışmalar sadece parayla sınırlı değildi. Çocuklarla da ilgili tartışmalar yapıyorlardı. Uyumada güçlük çekmeye başladı, iştahı bozuldu ve kilo kaybetti. Enerjisi azaldı ve o zamana kadar hoşlandığı faaliyetlere karşı ilgisini kaybettti. Televizyon karşısında saatlerce vakit geçirmesine rağmen bir zamanlar severek izlediği dizilere ilgi duyamadı ve çoğu zaman dikkatini de veremedi. Ev işlerini yapmak çok zor gelmeye başladı ve bu da kocasının yakınmasına neden oluyordu. Durumu ilerledikçe kendisine olan güvenini kaybetmeye başlamıştı’

Devamı